19. Hukuk Dairesi
19. Hukuk Dairesi 2013/11219 E. , 2013/15718 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R -
Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı ... arasında akdolunan genel kredi sözleşmesinde davalının da kefil olarak yer aldığını, davalı hakkında takip yapılmadan önce kredi borcunun 28.092,000 TL'si ana paradan tahsilat yapılarak ödendiği ve bakiye 202.63 TL anaparayla işlemiş akdi ve temerrüt faizleriyle birlikte 12.185,66 TL'nin tahsili için davalı aleyhine takibe girişildiğini ve itiraz sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kredi miktarının aslında 10.000 TL olup bu miktarda kredi kullanılıp bedeli ödendiği halde davacının sözleşmede boş bırakılan limit kısmına sonradan 50.000 TL yazdığını, sonradan davadışı borçluya başka kredilerin kullandırıldığını kredi borcunun katedilmesi üzerine davacı yanca talep edilen 28.024,00 TL ana paranın banka yararına verilen ipotekli gayrimenkullerin davadışı üçüncü kişilere satışı yapılmak suretiyle 28.092,00 TL olarak asıl borçlu tarafından alacaklıya ödendiğini ve ipoteklerin kaldırıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda İİK 45. maddesine aykırı şekilde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin sonuçlandırılmadan davaya konu takibin yapılması doğru olmadığı gibi, dosya kapsamı irdelendiğinde kalan alacak yönünden ipotek tutarının borcu karşıladığı ancak bankanın satış için dört sene beklediği, bir kısım taşınmazlar yönünden ipoteği kaldırdığı ve kefili bilgilendirmeden sorumluluğunu arttırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İİK. 45/1. maddesinde “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir.” Ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir." denilmektedir. Somut olay bakımından davalının kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olmayıp kefili bulunması, dava dışı asıl borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılırken davalı aleyhine de tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla adi takip yapılmasında bir usulsüzlük bulunmadığının gözetilmemesi yanılgılı olduğu gibi öte yandan 818 S. B. K. 500/1 . maddesinde bahsedildiği üzere “Alacaklı kefaletten dolayı tahakkuk eden borcun temini için kefaletin akdi esnasında tesis yahut sonradan istihsal olunan teminatı kefilin zararına olarak tenkis eder veya elinde bulunan delaili elden çıkarırsa kefile karşı mesul olur.” hükmü de değerlendirilerek davacı bankanın somut olayda davalı kefil aleyhine bir tasarrufunun bulunup bulunmadığının araştırılarak, ve yeniden bilirkişi raporu da aldırılmak suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.