Esas No
E. 2016/16771
Karar No
K. 2019/1444
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2016/16771 E.  ,  2019/1444 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - ALACAK

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde alacak isteğine ilişkindir.

Davacı, davalı kardeşinin kredi temin edeceği telkiniyle dava konusu 4 parça taşınmazın üzerine devrini sağladığını, ancak sonradan taşınmazları iade etmeye yanaşmadığını ileri sürerek tapu iptali-tescile karar verilmesini; ıslahen de, iptal-tescil talebi kabul görmezse alacağa hükmedilmesini istemiştir. Davalı, inançlı işlem iddiasının ancak yazılı delille kanıtlanabileğini, tanık dinlenmesine muvafakati bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, inançlı işlem iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığı, yemin delilinin de kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Getirtilen kayıtlarla; dava konusu 10, 14, 21 ve 28 parsel sayılı taşınmazlarda taraflar paydaş iken, davacı ...'in bu taşınmazlardaki paylarını 15.04.2014 tarihinde kardeşi olan davalı ...'a satış yoluyla devrettiği sabittir. Hemen belirtilmelidir ki, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, davada "hile" hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, hile(aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(TBK) 36/1.(818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma(hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili(makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen olgu ve ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı nitelendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.

Kabule göre de, keşfen saptanan dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlattırılmaması da doğru değildir. Tarafların temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.