içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalının tacir olmadığını davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davalının adresinin Bahçelievler / İstanbul olduğundan bahisle yetki itirazlarının bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunmadığını bu nedenlerle davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile trafik kazası sonrası oluşan kazanç kaybı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.3.1944 Tarih E.37, K.9, RG.3.7.1944 sayılı kararında; "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi 2018/5 E. 2018/4524 K. Sayılı ilamında; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.3.1944 Tarih E.37, K.9, RG.3.7.1944 sayılı kararına da değinilmiş ve ''Davacı sigorta şirketi olup, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.'' hususu düzenlenmiştir. Somut olayda davacı ------- ile dava dışı araç maliki ------ sözleşmesi imzalanmış olup; davacı temlik sözleşmesine istinaden dava açmış olup, davacı şirket ile davalı arasında bir ticari ilişki olmadığı gibi bir sözleşme ilişkisi dahi yoktur. Uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın