13. Hukuk Dairesi
Davacı, dava dilekçesi ile kendi banka hesabında bulunan parasını daha iyi değerlendirmesi amacı ile aynı zamanda babası olan davalıya vekalet verdiğini, ancak davalının vekaleti kötüye kullanarak haber vermeden hesaptaki parayı çektiğini ve geri ödemediğini belirterek 37.918,37 TL nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, kendisine miras yolu ile kalan parayı 50.000 TL'lik devlet güvencesinden yararlanmak için eşi, çocukları ve damadı adına açılan hesaplara ayrı ayrı yatırdığını ve zaten kendisine ait mevduatta rahatça tasarruf edebilmek için vekalet aldığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, dava dilekçesi ile kendi banka hesabında bulunan parasını daha iyi değerlendirmesi amacı ile ayrı zamanda babası olan davalıya vekalet verdiğini, ancak davalının vekaleti kötüye kullandığını ileri sürmüş, davalı ise kendisine ait olan mevduatta rahatça tasarruf edebilmek için vekalet aldığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, paranın davalı tarafından davacıya bağışlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davalıya miras yolu ile kalan paranın bir kısmının davacı hesabına yatırılması ile bu miktar paranın bağışlandığı kabul edilmelidir. Davacının bu paraları bağışlamadığı gerçekte devlet güvencesinden yararlanmak için davacının hesabına para yatırdığı iddiası ahlaka aykırı olduğu gibi “Kimse kendi muvazaasına dayanarak talepte bulunamaz” kuralına da aykırılık teşkil etmektedir. Taraflar arasındaki vekalet sözleşmesi gereği vekil olan davalının davacıya hesap verme borcu vardır. Vekalet ile kullanılan bu paraları davacıya ödediğine dair bir yazılı delil de davalı yanca ibraz edilemediğine göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın