8. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F MAHKEMESİ K A R A R I
DOSYA NO: 2017/2368
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2017
NUMARASI : 2014/1624 E. - 2017/485 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/06/2019
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; 04/11/2013 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ...Tic.ve San. A.Ş.’ne ait ... plakalı araç ile müvekkili davacıların oğlu ve kardeşi olan müteveffa ...’ün kullandığı ... plakalı motosiklete çarptığı ve davacıların desteği ... hayatını kaybetmesine sebep olduğunu ve davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek; fazlaya ait talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla anne ... için şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 40.000,00 TL manevi tazminatın, kardeşi ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı Sigorta şirketi için maddi tazminat talebi ve sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere bildirim tarihi olan 04.08.2014 tarihinden itibaren, diğer davalılar için kaza tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ...Tic. Ve San. A.Ş.ve ... vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; kazanın meydana gelmesinde, müvekkillerinin kusuru bulunmadığını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket kayıtlarında ve Tramer kayıtlarında yapılan araştırmada ... plakalı araca ait kasko sigorta poliçesinin tespit edilemediği, bu aracın müvekkili şirket nezdinde 07.08.2012-2013 vadeli ... no’lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Trafik Sigorta Poliçesi bulunduğunun belirlendiğini, poliçe vadesinin 07.08.2013 tarihinde sona erdiğinden 04.11.2013 kaza tarihini kapsamadığını, Tramer sisteminden yapılan araştırmada davalı şirketin aracının takip eden 07.08.2013-2014 dönemine ait kaza tarihini kapsayan Trafik Sigorta Poliçesinin ... A.Ş. tarafından tanzim olunduğunun belirlendiğini, bu nedenlerle müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş, davacının maddi hata yapıldığından bahisle ... A.Ş.’ye açtığı davayı müvekkiline yönlendirmesinin mümkün olmadığını, yapılan işlemin maddi hata değil esasa ilişkin olduğunu bu nedenle usulden davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin sorumluluğunun, sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu ve daha önce haberdar olunmadığından faizin da ancak dava tarihinden işletilebileceğini iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; maddi tazminat talebi yönünden açılan davanın vaki feragat sebebi ile reddine, Manevi tazminat talebi yönünden, açılan davanın davacıların desteğinin meydana gelen kazada %25 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile; .... için 6.000,00 TL, ... için 4.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... Tic. San. Aş ve ... dan kaza tarihi olan 04.11.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.İstinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede; 04/11/2013 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... Tic.ve San. A.Ş.’ne ait ... plakalı araç ile davacıların oğlu ve kardeşi olan müteveffa ...’ün kullandığı ... plakalı motosiklete çarptığı ve davacıların desteği ... hayatını kaybetmesine sebep olduğu ve davacıların destekten yoksun kaldığı anlaşılmıştır.Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin bulunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayda, kazanın meydana geldiği tarih, kusur durumu, davacıların desteğinin olayda ölmüş bulunması, desteğin yaşı, davacıların ölenle yakınlık durumu ve, dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda; Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı azdır.Ancak bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın HMK.353/1-b/2 maddesi uyarınca kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.