13. Hukuk Dairesi
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.İstinafa konu uyuşmazlık; görülen davanın belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak açılıp açılmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre,1-Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.2-Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.3-Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." düzenlemesi ile belirsiz alacak davasına yer verilmiştir. Bilindiği gibi 6100 sayılı HMK'nın 24. maddesinde düzenlenen tasarruf ilkesi gereği davacı, davasını açarken, talep ettiği hukuki korumanın ne olduğunu açıkça ifade etmesi gerekmektedir (HMKm. 119/1 b. ğ). Dava dilekçesinde talep sonucunun bulunmaması durumunda, hakim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verecek, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava açılmamış sayılacaktır (HMK m. 119/2). Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu ve kısmi dava açmanın caiz olduğu durumlarda, davacı, talep konusunun sadece bir kısmı hakkında hüküm elde etmek üzere bir dava açabilir (HMK m. 109). Böyle bir durumda, mahkeme, davacının hakkının aslında daha fazla olduğunu tespit etse bile, taleple bağlılık kuralı gereği, davada talep sonucu olarak gösterilen miktarı aşacak şekilde karar veremez. Kısmi dava, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olarak tanımlanmaktadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya, kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” demesi, kural olarak yeterlidir (Yargıtay HGK 02.04.2003 gün ve 2003/4-260 Esas 271 K. sayılı ilamı; Pekcanıtez; H./Atalay M./Özekes M.; Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s. 320; Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası, s. 286). Somut olayda dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında; "yukarıda arz olunan nedenlerle, müvekkil şirketin fazlaya ilişkin diğer hak ve alacaklarına ilişkin her türlü talep hakkı saklı kalmak kaydıyla; ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 231.628,00 USD kar mahrumiyeti alacağımızı şimdilik 1.000,00 USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline.." karar verilmesi talep edilmiştir. Dava dilekçesinde açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair herhangi bir ibare yer almamaktadır. Tam aksine alacağının tamamı belirtilip sadece alacağın bir miktarı için kısmi talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, görülen davanın neden belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabul gerekçeside yazılmamıştır.Mahkemenin 05/07/2017 tarihli ön inceleme tutanağında; "Dosya kapsamı ve dava dilekçesi incelendiğinde dava dilekçesinde herhangi bir eksiklik bulunmadığı, yetki itirazı, iş bölümü itirazı, derdestlik itirazı, görev itirazının bulunmadığı, taraf ehliyeti ve dava ehliyetinin tam olduğu, gider avansının yatırılmış olduğu, davacının dava açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, özel dava şartının bulunmadığı anlaşıldı." şeklinde tespit yapılarak tahkikat aşamasına geçilerek rapor ve ek rapor alındıktan sonra, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verildiği görülmüştür.Yargılamanın sonraki aşamalarında da, davacının görülen davanın belirsiz alacak davası olduğuna bir beyanına rastlanmamıştır. Dolaysıyla Mahkemenin karar gerekçesinde atıfta bulunduğu Yrg.11. HD.nin kararının somut olaya uygulanma olanağı yoktur. Zira, Yrg.11.HD. kararına konu mahkeme kararında açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkca belirtildiği anlaşılmaktadır.Sonuç itibarı ile yasal mevzuat ve yerleşik Yargıtay kararları ve dosya kapsamı dikkate alınarak; istinafa konu davanın talep ediliş şekline göre HMK.119/2 maddesi uyarınca işleme gerek kalmaksızın kısmi dava olarak açıldığı çok belirgin olduğundan, davacı tarafın istinaf nedeni yerinde görülüp kabul edilmek suretiyle, İDM.nin kararının HMK.nun 353/1-a/4 maddesi uyarınca kaldırılarak, yargılamaya devam olunarak esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın