8. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F MAHKEMESİ K A R A R I
DOSYA NO: 2018/2292
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/07/2018
NUMARASI : 2018/4270 E. - 2018/4270 K.
DAVANIN KONUSU: Hakem Kararının Tebliğe Çıkarılması / Saklanması
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2019
Yukarıda yazılı Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; 18/04/2016 olay tarihinde davacının içinde yolcu olarak bulunduğu davalının ZMM sigortacısı (24/02/2016-24/02/2017) olduğu ... plaka sayılı aracın sürücüsünün tam kusuru ile yaptığı tek taraflı kaza sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacıya bu kapsamda 20/07/2017 tarihinde 73.237,00-TL tazminat ödendiğini ancak bu miktarın yetersiz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 60.000,00-TL (ıslah ile 233.177,21-TL ) sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davanın reddini talep etmiştir.Uyuşmazlık Hakem Heyeti; davacının %38.2 olarak belirlenen maluliyet oranı ve PMH-1931 Yaşam Tablosu uyarınca alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davasının kabulü ile 233.177,21-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23/06/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.İtiraz Hakem Heyeti; davalının itirazı üzerine davacının %38.2 olarak belirlenen maluliyet oranı ve PMH-1931 Yaşam Tablosu uyarınca alınan bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmak sureti ile davacının davasının kısmen kabulü ile 126.708,98-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23/06/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.Davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; maluliyet raporu ve aktüerya raporunun hatalı olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılmadığını, vekalet ücretinin fazla hesaplandığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.İstinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede; 18/04/2016 olay tarihinde davacının içinde yolcu olarak bulunduğu davalının ZMM sigortacısı (24/02/2016-24/02/2017) olduğu .... plaka sayılı aracın sürücüsünün tam kusuru ile yaptığı tek taraflı kaza sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığı, davacıya bu kapsamda 20/07/2017 tarihinde 73.237,00-TL tazminat ödendiği anlaşılmıştır.Dava, trafik kazası nedeni ile cismani zarara dayalı maddi tazminat davasıdır.01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS Genel Şartları A.5-c maddesi uyarınca davacının maluliyetinin 30/03/2013 tarih 28603 sayılı resmi gazetede yayınlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenmesi gerektiği, bu kapsamda Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 09/05/2017 tarihli rapor ile davacının maluliyetini %25 olarak belirlendiği, bu maluliyet oranı ile TRH-2010 Yaşam Tablosu esas alınarak düzenlenen 03/01/2018 tarihli aktüerya bilirkişisi raporunda davacının iş göremezlik zararının 84.048,70-TL olarak belirlendiği, olayda hatır taşıması bulunduğunun davalı tarafından usulüne ilişkin ileri sürülerek ispatlanamadığı da göz önünde tutulduğunda davacının belirlenen 84.048,70-TL sürekli iş göremezlik zararının hüküm altına alınması gerekir, ancak 03/01/2018 tarihli aktüerya raporu ile belirlenen 84.048,70-TL üzerinden davalı lehine kazanılmış hak niteliğinde olan %25 müterafik kusur indirimi yapıldığında davacının nihai iş göremezlik zararının 63.036,52-TL olarak belirlenmesi gerekir iken fazla miktara hükmedildiği ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın HMK.353/1-b/2 maddesi uyarınca kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.