13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2016/19629 E. , 2019/7590 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücune tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının aralarındaki mal alımına ilişkin sözleşme hükümlerine uygun olarak edimini ifa etmediğini, bu nedenle sözleşmenin feshedilerek kesin teminatın Hazineye gelir kaydedildiğini, ayrıca 31.135,02 TL gecikme cezası belirlendiğini ancak davalının bunu ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydıyla ihtarlı süre cezası olan toplam 31.135,02 TL'nin temerrüt tarihinden sonra işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. Dava, borçlunun temerrüdü nedeniyle sözleşmeye göre belirlenen gecikme cezasının tahsiline ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun borçlunun temerrüdünde alacaklının seçimlik haklarını düzenleyen 125. maddesine göre temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Somut olayda davalının temerrüdü nedeniyle davacı tarafından sözleşmeden dönüldüğü ve kesin teminatın irat kaydedildiği sabit olduğuna göre, davacının ifadan vazgeçerek yukarıda belirtilen seçimlik haklarından sözleşmeden dönme ve sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteme hakkını kullandığı açıktır. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadığına göre davacı hem ifadan vazgerek sözleşmeden dönme hakkını kullanıp hem de ifa ile birlikte istenebilecek gecikme cezasını talep edemez. Hal böyle olunca mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.