Ceza Genel Kurulu         2017/537 E.  ,  2019/424 K.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
14.05.2019 BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 466 sayılı Kanun 466 sayılı Kanun hükümlerine göre tazminat davalarının süresinde açılıp açılmadığına ilişkin uyuşmazlıklar Ceza Genel Kurulunun gündemine defalarca gelmiş ve istikrarlı bir şekilde, Kanunu 203 sayılı kararında ise; 466 sayılı Kanunu 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı Kanunu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 5320 sayılı Kanun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 92449 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 841-864 sayı ile; 6763 sayılı Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararında 466 sayılı Kanunu 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun uyarınca açılan manevi tazminat davasıdır. 466 sayılı Yasa'nın 2. maddesi uyarınca; '1 inci maddede yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilirler.' Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih, 2009/256 Esas ve 2010/57 Karar sayılı kararında 466 sayılı Kanunu 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanunu 466 sayılı Yasa uyarınca açılan tazminat davaları, nevi şahsına münhasır (sui generis) bir kurumdur, borçlar hukukunda düzenlenen tazminata ilişkin hükümlerden farklıdır. Bu nedenle Borçlar Kanunu 466 sayılı Kanun hükümlerine göre açılacak tazminat davaları için de, 2. maddede belirtilen ve beraat hükmünün kesinleşmesinin tebliğinden veya öğrenilmesinden itibaren işleyen üç aylık sürenin dışında esas alınacak makul azami bir süre kabul edilmelidir. Özellikle 1982 Anayasası'nın "kişi hürriyeti ve güvenliği" ile ilgili olup tutuklama şartları ve haksız tutuklama işlemlerinden de bahsedilen 19. maddesinde yapılan; “bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir” şeklindeki değişiklikten sonra, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre 10 yıllık azami bir sürenin kabul edilmesi, hak arayışlarının kötüye kullanılacak biçimde süresiz kılınmasını önleyebileceği gibi adalet ve nasafet kurallarına da uygun ve isabetli olacaktır. Böylece, haksız yakalama ve tutuklama nedeniyle tazminat davalarına da hukukumuzdaki diğer tazminat davalarındaki gibi dava açmak için azami süre şartı getirilecek ve beraat ile sonuçlanmış ceza dava dosyalarının kesinleşmesinden sonra süresiz olarak 466 sayılı Kanunu 4709 sayılı Kanun 818 sayılı Borçlar Kanunu K818 md.60 HMK md.46 K6100 md.46 K5320 md.18 K466 md.1 K6098 md.72 K466 md.144 K6136 md.2 K5320 md.6 K4709 md.4 K466 md.2 K5271 md.142 K92449 md.38 K5320 md.10 K2577 md.13 K2004 md.39