11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/7275 E. , 2013/10612 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.06.2011 tarih ve 2005/188-2011/85 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, “Markiz Pastanesi”nin “Markiz” işletme adıyla müvekkillerinin murisi ... tarafından ilk kez 1940 yılında işletildiğini, “Markiz” işletme adının, 551 Sayılı Markalar Kanunu sırasında 22.08.1961 tarihi itibarıyla marka siciline ferdi marka olarak tescil edildiğini ve 1986 yılına kadar yenilenerek kullanıldığını, davalının 1997 tarihinde “Markiz” ibareli markaları kendi adına tescil ettirdiğini, “Markiz” markasının Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, “Markiz” ibaresinin markanın yaratıcısı olan davacıların murisi ile özdeşleşmesi sebebiyle murisin “Avadis” yerine “Markiz” olarak tanınmaya başlandığını, “Markiz” ibaresinin davacıların murisinin namı müstearı haline geldiğini ileri sürerek, davacıların “Markiz” tanınmış markasının gerçek hak sahibi olduğunun tespiti ile 192811 ve 193108 numara ile davalı adına tescil edilmiş bulunan “Markiz” ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesi ile haksız rekabetin önlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların husumet ehliyetlerinin bulunmadığını ...'ın sağlığında mal varlığını Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına devrettiğini, markayı kullanma hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların, ilk olarak murislerince ihdas ve istimal edilen ve yine ilk olarak murislerince tescil ettirilen “Markiz” markasını koruma dışında kaldığı tarihten sonra (22.08.1986 tarihinden sonra) davalının bu markayı kendi adına tescil ettirmesine kadar geçen süre içerisinde kullanmadıkları gibi, 11 vıl 4 aylık söz konusu süre içerisinde bu markanın tescili için herhangi bir girişimde de bulunmadıkları, bu suretle davacıların 556 Sayılı KHK m. 8/son ve 8/III’e dayanarak hükümsüzlük talebinde bulunamayacakları, “Markiz” markasının tanınmış bir marka olup olmamasının sonuca etkisinin olmadığı, 556 Sayılı KHK m. 41/son ve 8/son'daki şartların gerçekleşmesi ile birlikte, tescili yenilenmemiş olan bir markanın artık herkes tarafından tescil ettirilebileceği, hukuk düzeninin kişilere bu şekilde tanımış olduğu bir hakkın salt “kullanılmasından” dolayı tescilin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, aynı yerde aynı isimle aynı işi yapan bir işletme açılması olgusunun da, markanın hükümsüzlüğünü ve davalıya kötü niyet isnad edilmesini sağlamayacağı, davalının yasal marka hakkına dayalı olarak yürüttüğü ticari faaliyetinin davacıların aynı tür ve isimle bir ticari faaliyetlerinin bulunmadığı da gözetilerek haksız rekabet sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.