4. Ceza Dairesi 2015/4765 E. , 2019/9365 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi içeriğinden, temyiz talebinin birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sınırlı olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1.Sanık ...'un, olay günü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık ... ile katılan ...'in muayenehanesine geldiği, sanıkların ilk önce katılan ... ile tartışmaya başladıkları daha sonra katılan ... 'nun da tartışmaya dahil olduğu, katılan ...'in olay anlatımında yalnızca ...'un tehditte bulunduğunu belirttiği, buna karşı katılan ... soruşturma aşamasında "her iki sanık sizinle görüşeceğiz, bunun hesabını sizden soracağız dedi" şeklinde beyanda bulunmasına rağmen, kovuşturma aşamasında "tehdit edilmedim sadece hakaretlere uğradım sizle görüşeceğiz daha bitmedi sözleri Berna hanımı hedef alan sözlerdi" şeklinde anlatımda bulunması karşısında; katılanların anlatımları arasındaki çelişkinin giderilmeye çalışılması, giderilemediği takdirde yöntemince irdelenip hangi anlatıma hangi nedenle üstünlük tanındığı açıklanarak, sanık ...'un hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık ... ile birlikte tehdit suçunda iştirak iradesi bulunup bulunmadığı hususu üzerinde de durularak, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Kabule göre de;
a)Sanığın aynı anda birbirini takip eden sözlerle, her iki katılana yönelik tehdit eylemini gerçekleştirmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, katılan sayısınca ayrı ayrı cezaya hükmedilmesi,
b)Sanığın savunmasında, katılan Dr. ....'in muayenehanesine gitme sebeplerinin, 2004 yılında doğan çocuklarının özürlü olduğunu ve bu özrün doğum esnasında gerçekleştiğini yeni öğrendiklerini ve konuyu katılana bildirmek istediklerini belirtmesi karşısında; olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün sanık hakkında uygulanma olanağının tartışılmaması,
c)6545 sayılı Yasanın 72. maddesiyle CMK'nın 231/8. maddesine değişiklik getiren ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına bir kez karar verileceğine ilişkin düzenlemenin, sanığın sabıkasında yer hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların kesinleşme tarihinden sonra, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe girmesi dikkate alındığında,
CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasını talep eden sanık hakkında;
CMK'nın 231/6. maddesi uyarınca sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılmadan, yetersiz ve yerinde görülmeyen gerekçe ile ertelemeden daha lehe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c)Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının ve TCK 53/1-c maddesinde düzenlenen hak yoksunluğunun uygulanma süresi ve şeklinin Kanunda öngörülen biçimde uygulanması zorunluluğu
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, bozma kararının 1412 sayılı, CMUK'nın 325. maddesi gereğince hükmü temyiz etmeyen ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık ...'a hükmün açıklanması halinde sirayet ettirilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.