10. Hukuk Dairesi 2013/5152 E. , 2013/5982 K.
"İçtihat Metni"....
Dava, 25.09.1990 – 18.04.1999, 11.07.2002 – 12.08.2005 dönemlerinde 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olunduğunun ve 5510 sayılı Kanunun geçici 24. madde hükmünden yararlanılması gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1.) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise;
Davanın yasal dayanağı olan ve 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. ve 25. maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 04.05.1979 günü yürürlüğe giren 2229 sayılı, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı, 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile değişiklikler yapılarak zorunlu sigortalılık için aranan koşullar açıklanmıştır. Kural olarak, yapılan bu düzenlemeler, değişiklikten önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip sigortalıların sigortalılıklarını sonlandırıcı etkiye sahip olmayıp, daha önce yöntemince tescil işlemine dayanan sigortalılıklar geçerliliğini korumalı, her yeni düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kayıt ve tescil edilecekler için uygulanmalıdır. Buna aykırı görüş ve yaklaşımlar ise, kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı niteliğinde bulunduğundan yasaca ve hukukça benimsenemez.
Diğer taraftan; anılan Kanunun “Yazılma” başlığını taşıyan 26. maddesindeki sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı yönündeki düzenleme, anayasal haklar arasındaki sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi, sigortalılık sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamusal niteliği gözetildiğinde, Yargıtay bozma ilamında yer alan sigortalılık sürelerine ilişkin saptamalar maddi yanılgıya dayalı olduğu takdirde Kurum yararına oluşmuş usulü kazanılmış hak olgusundan söz edilemez. ./.. -2-
İnceleme konusu davada; 1996 yılının Ocak ayında düzenlenen giriş bildirgesi üzerine tescil edilerek 25.09.1990 günü itibarıyla 1479 sayılı Kanun hükümlerine tabi zorunlu sigortalılığı başlatılan ve 2007 yılında tesis edilen işlemle bu sigortalılığı iptal edilen davacının 25.09.1990 – 12.08.2005 tarihleri arasında ....kaydının bulunduğu belirgin olmakla, tescil işleminin gerçekleştirildiği 1996 yılının Ocak ayında yürürlükte olan 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi gereğince, geçerli oda kaydı bulunan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalıştığı kanıtlanan davacının 02.08.2003 – 12.08.2005 tarihleri arasında da zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekirken, mahkemece, anılan döneme yönelik istemin reddedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Hükmün sonuç bölümünde yer alan sözcüklerin çıkartılarak yerine; “1-) Davanın kabulüne, davacının 25.09.1990 – 18.04.1999, 11.07.2002 – 12.08.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olduğunun ve 5510 sayılı Kanunun geçici 24. madde hükmünden yararlandırılması gerektiğinin tespitine,
2.) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 1.200,00 TL. avukatlık ücretinin davalı Kurumdan alınarak, vekil ile temsil olunan davacıya verilmesine,
3.) Davacı tarafından karşılanan 27,00 TL. tebligat, 28,00 TL. yazışma, 75,00 TL. tanıklık, 200,00 TL. bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 330,00 TL. yargılama giderinin davalı Kurumdan alınarak kendisine verilmesine,
4.) Davalı Kurum harçtan bağışık olduğundan, davacı tarafından ödenen harç tutarının karar kesinleştiğinde isteği durumunda kendisine geri verilmesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. .....