14. Hukuk Dairesi
14. Hukuk Dairesi 2013/8676 E. , 2013/10319 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.09.2011 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davalılar, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın davacı ve babasının zilyetliğinde olduğunu, vaat borçlusu murislerinin şeker hastalığı nedeniyle ayağının kesildiğini, psikolojisi bozulduğundan sözleşme yapma ehliyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü davalı ... temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez.
Seferihisar Noterliği'nin 21.04.1995 tarihli 2715 yevmiye no'lu satış vaadi sözleşmesi ile davalıların murisi ..., gerek şahsen sahibi ve hissedarı olduğu gerekse muris, murisi evvellerinden intikali gereken 107 ada 80 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki mevcut hak ve hisselerinin tamamını davacı ...'e satışını vaat etmiştir.
Somut olayda, satış vaadi sözleşmesine konu hissenin fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş olduğu davalılar ve tanık beyanlarından anlaşıldığından on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
1.Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2.Mahkemece, hüküm sonucunda dava konusu taşınmazdaki vaat borçlusu ...'e ait olan iki adet 1/5 hissesinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinden 1/5 hisse ... adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı ise de diğer 1/5 hisse ... ve diğer hissedarlar adına elbirliği mülkiyeti halinde kayıtlıdır. Davacı da elbirliği mülkiyetinin ortaklarından ...'in oğlu olup babası vefat ettiğinden taşınmazda hissedar olduğundan bu hisse yönünden de satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı mevcuttur. Ancak, "2 adet 1/5 hissenin iptal edilerek davacı adına tesciline" şeklinde kurulan hüküm vaat borçlusu ve diğer hissedarlar adına elbirliği mülkiyeti halinde kayıtlı olan 1/5 pay yönünden infazda tereddüte neden olacağından elbirliği mülkiyeti halindeki hisse yönünden vaat borçlusu...üşen hissenin tespiti ile bu hisse yönünden tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.