12. Hukuk Dairesi
Karşı Oy Yazısı: Alacaklı vekili tarafından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, örnek 7 numaralı ödeme emrinin borçlular H...., A.... ve A..... D.....’ye 19.12.2011 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen borçlular vekilinin ise 29.06.2012 tarihinde mirası reddettiklerine ilişkin mahkeme kararı sunarak takibin iptali talebi ile icra mahkemesine başvurdukları anlaşılmıştır. Öncelikle İİK. nun 53.maddesi üzerinde durmak gerekir. Anılan maddeye göre; “Terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Kanunu Medenide muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri kalır.” Bu maddenin uygulanabilmesi için icra takibinin mirasın reddi süresinde yapılması ya da murisin takibe başlandıktan sonra ölmüş olması gerekir. Somut olayda ise icra takibi mirası ret süresi geçtikten sonra başlatılmış olmakla İİK. nun 53.maddesinin uygulama yeri yoktur. Öte yandan İİK. nun 16.maddesinde düzenlenen şikayet ise icra ve iflas dairelerinin işlemlerinin kanuna ve hadiseye uygun olup olmadıklarının denetlenerek, bunların iptali veya düzeltilmesi ile bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması halinde bu hakkın yerine getirilmesinin sağlanması için başvurulan takip hukukuna özgü özel bir yol olup, olayda İİK. nun 53.maddesinin uygulama yeri bulunmadığından şikayet yolu ile de icra takibinin iptali yoluna gidilemez. Pek tabidir ki İİK. nun 53.maddesine aykırı olarak takip yapılması ya da takip işlemlerine devam edilmesi nedenlerine dayalı olarak ilgililer İİK. nun 16.maddesi uyarınca icra mahkemesine şikayette bulunabilirler. İİK. nun 53.maddesine aykırılık iddiası ise kamu düzeni ile ilgili olduğundan İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca şikayet süresiz olacaktır. Hak ehliyeti bulunan her gerçek(MK. n.8) ve tüzel(MK. m.48) kişi icra takibinde taraf(alacaklı veya borçlu) olma ehliyetine de sahiptir. (Prof. Dr. Baki KURU; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s.137, Kasım 2004-İstanbul) Haklarında takip yapılan muteriz borçlular, hak ehliyetleri olmadıkları yönünde bir iddiada bulunmadıklarına göre taraf ehliyetleri mevcuttur. Bu nedenle borçluların murisin borcundan sorumlu olmadıklarına ilişkin iddialarının taraf ehliyeti ile ilgisi yoktur. İcra takibine konu kredi kartının asıl borçlusu, borçluların mirasçısı olup, takip muteriz borçlular hakkında mirasçı sıfatı ile yapılmaktadır. Borçlular ise mirası reddettiklerinden murisin borcundan sorumlu olmadıklarını ileri sürerek takibin iptalini istemişlerdir. Bir diğer ifade ile borçlu olmadıklarını ileri sürmektedirler. “İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara borca itiraz denir. Mesela ödeme, …sıfat itirazı gibi…. Borçlunun borcu olmadığına ilişkin itirazı, takip konusu senedin karşılıksız olduğu (veya kaldığı), hatır senedi olduğu, teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, kambiyo senedinde tahrifat yapıldığı, borçlunun senedin düzenlendiği tarihte temyiz kudretine sahip olmadığı, mirası reddetmiş olduğu veya mirasın hükmen reddedilmiş olduğu gibi sebeplere dayanır.” (Prof. Dr. Baki KURU; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s.197, Kasım 2004-İstanbul) Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda borçluların başvurularının borca itiraz niteliğinde olduğu kuşkusuz olup, borca itirazın ise İİK. nun 62/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 7 günlük sürede icra dairesine yapılması zorunludur. Nitekim mirasın reddine ilişkin mahkeme kararı 24.08.2011 tarihli olup, 05.12.2011 tarihinde yapılan icra takibinden ve dolayısıyla ödeme emrinin tebliğinden önce alınmıştır. Bu nedenle takibin şekline göre ödeme emri tebliğinden itibaren yedi günlük yasal sürede icra dairesine yapılması gerekirken, icra mahkemesine yapılan başvurunun reddi kararı doğru olduğundan istemin reddi yönündeki mahkeme kararının onanması gerektiği görüşündeyim. 19.03.2013
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın