Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçlunun  icra mahkemesine başvurarak,  ödeme emri usulsüz tebliğ edildiğinden bahisle ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istediği, mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği   anlaşılmaktadır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi ve tebligat tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü’nün 23.maddesine göre, bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Somut olayda borçluya gönderilen ödeme emri, anılan kişinin işyerinde “sürekli çalıştığını beyan eden işçisi Celal Taşçı  imzasına” tebliğ edilmiştir.   Dosyaya ibraz edilen, tebellüğ edenin Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu  ifadesinde borçlunun yanında çalışmakta olduğuna yönelik beyanının bulunduğu görülmektedir. Fatih 2. İcra Müdürlüğü'nün 2007/10574 E sayılı icra dosyasında bulunan tebligat adresi ile aynı adreste düzenlenen tahliye tutanaklarında tebliğ alan C.T.'nın işyeri sorumlusu ve yetkilisi olarak tutanakları imzaladığı, 18.12.2010 tarihli tahliye tutanağında tebliğ alan C. T.ile birlikte borçlunun da imzasının bulunduğu, tebellüğ edenin iş yeri yetkilisi olarak tutanaklara geçtiği bu durumda tebellüğ edenin, borçlunun daimi işçisi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/110099 Soruşturma no'lu dosyasında verdiği  ifadesinde borçlunun; tebellüğ eden C. T.'nın iş yerinde 2007-2011 tarihleri  arasında sigortasız olarak çalıştığını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Tebligatı alan adı geçenin SGK kayıtlarının olmaması, o yerde işçi olarak çalışmadığı anlamına gelmez. Bu durumda muhatap adına tebligat yapılan şahıs muhatabın  daimi çalışanı olduğundan, tebliğ işlemi, Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine uygun yapılmış olmakla usulüne uygundur. O halde mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Öte yandan HMK'nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde "gerekçeli kararın yazıldığı tarihin" yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
01.02.2013 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Sigorta Hukuku 7201 sayılı Tebligat Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu K7201 md.17 HMK md.297