12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/31908 E. , 2013/38128 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/12/2012
NUMARASI : 2011/807-2012/1242
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, örnek 7 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlular vekilinin yasal sürede icra müdürlüğüne verdiği dilekçe ile müvekkil şirket yetkili temsilcisinin belgede herhangi bir imzasının bulunmadığı, müvekkil şirketin eski personeli bulunan alacaklıya tüm borçların ödenmiş olup borçlarının bulunmadığını, takibe, borca, işletilen ve istenen faize, oranına ve diğer ferilere itiraz ettiklerini bildirmesinden sonra alacaklı vekilinin icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar takip dayanağı belge borçlu şirket yönünden İİK 68. maddede yazılı belgelerden değil ise de borçlu, 13.06.2011 tarihli itiraz dilekçesinde borç doğuran hukuki ilişkiyi kabul edip, itirazını ödeme olgusuna dayandırdığına göre itirazın kaldırılması isteminin mahkemede incelenmesi sırasında alacaklının artık İİK. nun 68/1 maddesinde belirtilen bir belgesinin mevcut olup olmadığı üzerinde durulmasına gerek ve yer yoktur. Çünkü anılan madde yazılı belgelerle ispatlanacak olan hukuki ilişki ve borçtur. Borçlu hukuki ilişki ve borcu kabul edip ödediğini ileri sürdüğüne göre kabul edilen bir hususun ayrıca İİK. nun 68/l. maddesinde yazılı belgelerle ispatına yer olmadığı kabul edilmelidir. (H.G.K. nun 4.12.2985 tarih ve 1984/12–527 E. 984 K.) Ödeme iddiasının da ispatlanamaması nedeniyle sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Borçlular vekilinin icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde takipte istenen faiz oranı ve miktarına da itiraz ettikleri görülmektedir. 3095 sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca temerrüt faiz oranı, kural olarak aynı kanunun 1.maddesinde belirlenen orandır.(yasal faiz) Alacaklı bu miktarın üzerinde faiz istiyor ise bu konuda sözleşme sunmalıdır. Bunun yanında aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca sözleşme olmasa bile alacak ticari işten kaynaklanıyor ise alacaklı avans faiz oranı üzerinden temerrüt faizi isteyebilir. Somut olayda alacaklı tarafından faize ilişkin herhangi bir sözleşmeye dayanılmadığı takip dayanağı belge adi nitelikte olup borcun ticari işten kaynaklandığı da İİK. nun 68. maddesinde yazılı belge ile ispatlanamamıştır.
Bu durumda, alacağa 3095 sayılı Kanunun 2/1. maddesinin göndermesiyle aynı kanunun 1.maddesi uyarınca yasal faiz istenebileceğinden, mahkemece, faize itirazın kaldırılması istemin bu doğrultuda incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken avans faiz oranı esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.