6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkilinin ... A.Ş ("... A.Ş") ile davalı ...Şti ("... Türkiye") arasında 01/11/2013 tarihinde Distribitörlük Sözleşmesi ("Sözleşme") akdedildiğini, sözleşme uyarınca müvekkilinin Sözleşme'nin 1.11'inci maddesinde tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Bölgesi (bundan sonra her ikisi birden "Bölge" ve/veya "Pazar" olarak anılacaktır)sınırları içinde, sözleşme konusu ürünlerin distribitörü olarak anandığını ve sözleşme süresi boyunca müvekkiline, ürünlerin doğrudan dağıtım operasyonlarını yürütmek üzere yetki verildiğini, tedarikçi sıfatını haiz ... ise sözleşmenin ekini oluşturan EK 1 de yer alan sözleşmeler çerçevesinde, sözleşmelerdeki hakları kullanmak ve yükümlülükleri yerine getirmek için ilgili Moet&Hennessy şirketleri tarafından gereği gibi yetkilendirildiğini, bu bağlamda Sözleşme'nin ekindeki yetki belgeleri uyarınca;... Türkiye'ye;1 Kasım 2013 tarihinden itibaren, ...Grubunun bağlı şirketleri olan "..., ..., ..., ......., ..." isimli firmalar tarafından bu firmaların ürünlerinin satışını yapmak ve markalarını kullanmak konusunda yetki verildiğini, ...Grubundaki bu şirketlerin tümü, Sözleşme ekinde yer alan ve müvekkilinin ... A.Ş'ye hitaben düzenledikleri kaşeli ve imzalı onay yazıları iel;"1 Kasım 2013 tarihinden itibaren, şirketlerine ait ürünlerinin Sözleşmede tanımlanan Bölge içinde satışı ve bölgede markalarının kullanılması konusunda ...'yi yetkilendirdiklerini"de açıkca belirttiklerini, bu yetkiler çerçevesinde müvekkilinin de sözleşme konusu "..., ..., ...,..." isimli şampanyaların, "..." isimli viskilerin, "..."isimli votkaların, "..." ismindeki rumların, "..., ... ve ..." isimli şarapların ve de "..."isimli konyakların (hepsi birden "Ürünler"olarak kısaltıcaktır), Sözleşme süresi içerisinde, sözleşme koşullarına uygun olarak, sözleşme konusu ürünlerin satışını, dağıtılmasını ve pazarlamasını layıkı ile yerine getirdiğini, esasında, müvekkilinin söz konusu ürünleri, 1974 yılına kadar yanana bir tarihçe içinde, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs pazarında verigili ve vergisiz satışlarla satıp, pazarladığından ve bu ürünlerin pazardaki tek yetkili distribitörü olduğundan, sözleşmesel faaliyetlerini ifasında hiçbir sıkıntı ya da tereddüt yaşamadığını, (Bu konu, aşağıda 1 numaralı başlık altında detaylıca izah edildiğini) müvekkilinin organik şekildeki bağlı şirketleri vasıtasıyla 1974 yılından bu yana süregelen tecrübesi ile, distribitörlük görevini layıkı ile ifa etmesine karşın, davalılardan Moet Türkiye, 2 haziran 2015 tarihli ihtarı ile "Distribitörlük Sözleşmesi'nin tarihli ihtarı ile "Distribütörlük Sözleşmesi'nin süresinin 31 Ekim 2015 tarihi itibari ile kendiliğinden sona ereceğini ve sözleşmenin süresinin uzatılmayacağını" müvekkiline ihtar ederek, distribitörlük konusu ürünler bakımından müvekkilini pazarda devre dışı bıraktığını, buna karşın müvekkilinin 1974 tarihinden bu yana ürünlerin bölgede tanıtımını yapıp ürünleri pazarda, kayda değer şekilde bilinir ve tanınır hale getirdiğinden ve ürünlerin marka elçiliğini üstlendiğinden, "Sürenin sona erdiği"gerekçesi ile müvekkilinin yasal hakları ödenmeksizin devre dışı bırakılması ve ürünler açısından pazardan uzaklaştırılması hukuka ve mevzuat hükümlerine uygun düşmediğini, bu nedenle de müvekkiline Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 122'inci maddesi kapsamında hakkaniyete uygun şekilde bir denkleştirme tazminatının ödenmesi, ayrıca müvekkilinin diğer haklarının kapşılanması ve zararların tazmin edilmesinin zorunlu olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 122'inci maddesi hükmü uyarınca müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağı olduğunun tespitini, müvekkilinin son 5 yıllık faaliyetleri sonucunda aldığı yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalamasından az olmamak üzere, davalıların yargılama esnasında belirlenecek payları ve sorumlulukları oranında, davalılar tarafından müvekkili şirket lehine hakkaniyete uygun şekilde denkleştirme tazminatı ödenmesini, 31/11/2013 tarihli Distribitörlük Sözleşmesi'nin 11.5 madde hükmünün, mevzuat düzenlenmelerine aykırı olması nedeni ile igili madde hükmünün geçersiz olduğunun tespitini, aksi durumda hükmün sadece 2 yıllık süre için geçerli kabul edilebileceğinin ve müvekkilinin TTK madde 123 hükmü mucibince rekabet etmeme tazminatı alacağı olduğunun tespitine, müvekkilinin ticaret hayatını sınırlayıcı ve rekabetini kısıtlayıcı anlaşma hükümlerinin sözleşmenin yürürlük süreci içinde de olduğu nazara alınarak, müvekkilinin lehine, hakkaniyete uygun tutarda, rekabet etmeme tazminatına hükmedilmesini, Sözleşme madde 11.5 hükmünün geçerli kabul edilecek olması durumunda, TTK madde 123 hükmü çerçevesinde de rekabet etmeme tazminatının müvekkili lehine belirlenmesini Hukuk Usülü Kanunu madde 107 hükmü ışığında, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve sonradan ıslah kurumuna müracaat etmeye gerek olmaksızın ve sonradan ıslah kurumuna müracaat etmeye gerek olmaksızın şimdilik 80.000 TL tutarındaki denkleştirme tazminatının ve şimdilik 20.000 TL tutarındaki rekabet etmeme tazminatının davalılardan yargılama esnasında tespit edilecek sorumluluk payları oranında tahsilini, hükmedilecek tazminat tutarlarına, dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasını, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin payları oranında davalılar uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın