... Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 10.12.2012 tarihli RDK3-2012/34371 sayılı mütalaasının “2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarına ilişkin olmasına rağmen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.01.2013 tarihli 2013/1420 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında mütalaaya aykırı olarak sahte fatura düzenleme suçu ile birlikte “2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” suçlarından da kamu davası açıldığı, ancak bu suçlara yönelik hüküm kurulmadığı anlaşıldığından; “2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” suçları yönünden ayrıca hüküm kurulması mümkün görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.01.2013 tarihli 2013/1420 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında sahte fatura düzenleme suçuna ilişkin olarak yalnızca “2010 ve 2011 takvim yılları” yönünden kamu davası açıldığı, 2012 takvim yılına ilişkin açılmış bir dava bulunmadığı gibi, sahte fatura düzenleme suçlarında her takvim yılında işlenen suçların birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu ve her takvim yılı ayrı ayrı belirtilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hangi takvim yılından verildiği de anlaşılmayacak şekilde 213 sayılı Kanun’un 359/b maddesi uyarınca sanığın 3 kez cezalandırılmasına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.