Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, karar duruşmasına katılan sanığa kararın tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde temyiz yoluna başvurabileceği belirtildiğinden tebliğnamedeki temyiz talebinin reddine dair görüşe iştirak edilmeyip sanığın temyiz talebi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Sanık hakkında TCK'nın 265/1, 265/3, 265/4,43/2, 62. maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün ceza belirlendikten sonra bozma öncesi ilk hükmün sanık tarafından temyiz edildiğinden, 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesindeki sanığın aleyhine değiştirmeme ilkesi gereğince kısa süreli olmayan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, mahkemece ‘tehdit ve basit yaralama suçlarından hükmolunan adli para cezası karşılığı günün sonuç cezasından mahsubu’ şeklindeki yersiz gerekçe ile sonuç ceza 8 ay 22 gün hapis cezası olarak gösterilip, bu süre üzerinden adli para cezasına çevrilmek sureti ile eksik cezaya hükmedilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı, Anlaşıldığından, sanık ...’nin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 17/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.