19. Ceza Dairesi
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan, CMK'nun 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu ve 11.05.2018 havale tarihli dilekçesinde katılma isteminde bulunduğu anlaşılan suçtan zarar gören Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın temyiz dilekçesinin kapsamı ve içeriği karşısında, CMK’nun 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Suç tarihinin 30/04/2014 olmasına rağmen karar başlığında 2014 olarak gösterilmesi mahallinde giderilebilir nitelikte bir hata olarak kabul edilmiştir. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yapının, ruhsat, proje ve ekleri ile mevzuata uygun olarak yapılmadığına ilişkin herhangi bir tespitin olmadığının anlaşılması karşısında; yapı müteahhidi ve şantiye şefi olan sanıkların beton döküleceğini 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu'nun Uygulama Yönetmeliği'nin 9/6. maddesine aykırı olarak bir gün önceden yapı denetim kuruluşuna haber vermemelerinden ötürü 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu'nun 9/1. maddesinin ihlal edildiği iddia edilerek sanıklar hakkında kamu davası açılmış ise de; Anılan Yönetmeliğin 9/6. maddesinde; "Yapı müteahhidi veya onu temsilen görevlendirilen şantiye şefi, inşaatta herhangi bir imalata başlamadan en az bir gün önce, yapılacak imalatı yapı denetim kuruluşuna haber vermek zorundadır." şeklindeki düzenlemenin 4708 sayılı Kanun'da karşılığının olmadığı, aynı Kanun'un "Amaç, Kapsam ve Tanımlar" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." şeklindeki düzenleme ve "Ceza Hükümleri" başlıklı 9. maddesinde; "Bu Kanun hükümlerinin uygulanması sırasında, yapı denetim kuruluşunun icraî veya ihmalî davranışla görevini kötüye kullanan ortakları, yöneticileri, mimar ve mühendisleri, yapı müteahhidi, proje müellifi gerçek kişiler ile laboratuvar görevlileri, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenleme ile tüm kanun kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yönetmelikteki emredici düzenlemeye aykırı davranmak şeklindeki eylemin anılan kanunda suç olarak tanımlanmadığı, 5237 sayılı TCK’nun 2. maddesinde "(1)Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz." şeklinde düzenlenen suç ve cezada kanunilik ilkesi gereğince sanıklara atılı eylemin kanunda öngörülen suç tarifine uymadığı tespit edilmekle, kast yokluğu sebebiyle beraat kararı verilmesi sonuç itibariyle doğru olduğundan; Eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 31/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın