7. Ceza Dairesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; I) Müşteki Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyiz istemine yönelik yapılan incelemede; Kaçağa konu eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması halinde, eylemin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun kapsamında kalacağı cihetle; suçtan doğrudan zarar görmeyen EPDK'nun davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gibi katılmasına karar verilmesi de hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, EPDK vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi gereğince REDDİNE, II) 5271 sayılı CMK'nun 260. maddesi gereğince, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için yasa yollarının açık olduğu gözetilip, şikayetçi Gümrük İdaresi'nin suçtan zarar görme olasılığına göre kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu kabul edilerek şikayetçi vekilinin temyizine yönelik yapılan incelemede ise; Sanık hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 20.05.2008 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve sanığın denetim süresi olan 5 yıl içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği gerekçesiyle 07.06.2018 tarihli karar ile 5271 sayılı CMK’nun 231/10. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verildiği anlaşılmakla, Olay tarihinde sanığın yurt dışından getirdiği kaçak akaryakıtı satarken yakalanması karşısında sanığın eyleminin 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçunu oluşturup, bu suçtan doğrudan zarar görenin ise suç tarihi itibarıyla Gümrük İdaresi olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun davaya katılma hakkının olmadığı ve mahkemece katılmasına karar verilmesinin de yasa yollarını kullanma hakkını vermeyeceği, bu anlamda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 20.05.2008 tarihli, 2008/148 Esas ve 2008/729 Karar sayılı hükme yönelik anılan kurumun itiraz hakkının bulunduğu gözetilerek, yargılamaya katılma hakkı bulunan kurum olan Gümrük İdaresi duruşmadan haberdar edilmeden yargılamanın sonlandırılması ve adı geçen kuruma hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin mahkemenin 20.05.2008 tarihli kararının tebliğ edilmemesi nedeniyle henüz kesinleşmediği ve deneme süresinin de başlamadığı gözetilmeden hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi yasaya aykırı ise de; Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre suç için asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen en son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 14.04.2008 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, anılan maddeler uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanışımı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddesine göre DÜŞÜRÜLMESİNE, dava konusu kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nun 54/4. maddesi gereğince MÜSADERESİNE, 21.10.2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun bozma ve zamanaşımı nedeniyle düşmeye ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 20.05.2008 tarihli kararın suç tarihi itibariyle suçtan zarar gören ve yokluğunda karar verilen Gümrük İdaresine gerekçeli karar tebliğ edilmeden 01.07.2008 tarihinde kesinleştirildiği, yoklukta verilen kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 20.05.2008 tarihli kararın usulüne uygun olarak henüz kesinleşmediği, kesinleştiğinin kabulü ile 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemediğinden bahisle dosya ele alınarak davanın düşürülmesine ilişkin verilen 07.06.2018 tarihli kararın hukuki değerden yoksun yok hükmünde olması nedeniyle temyizi kabil bir karar niteliğinde olmaması ve bu nedenle de zamanaşımının ancak itiraz merciince değerlendirilmesinin mümkün olması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince (REDDİNE), 20.05.2008 tarihli kararın kesinleşmesi hususunun mahallinde takdir ve ifasına karar verilmesi yerine, yerel mahkemenin yok hükmünde olması nedeniyle temyizi mümkün olmayan 07.06.2018 tarihli kararının bozulmasına ve zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 21.10.2019
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın