Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 492/1, 59/2 ve 81/2. maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/09/2001 tarihli ve 2000/1001 esas, 2001/1041 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri gereğince yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 142/b, 143, 145 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 3 ay 2 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2005 tarihli ve 2000/1001 esas, 2001/1041 sayılı ek kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 17/07/2019 gün ve 94660652-105-01-2309-2019-Kyb sayılı yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03/08/2019 gün ve 2019/80860 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği, MEZKUR İHBARNAMEDE; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer alan, “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162 esas, 2005/173 sayılı ilâmına nazaran, lehe kanunun saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gibi, sanığın 13/06/2000 tarihinde müştekinin evinin bahçesine kilitli olmayan kapının sürgüsünü çekerek girmek suretiyle ehliyet, kimlik, tişört ve 14.000.000 lirayı alması şeklinde gerçekleşen somut olayda, Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/09/2001 tarihli kararında sanık hakkında değer azlığı sebebiyle indirim yapılmadığı halde uyarlama yargılaması sırasında indirim yapıldığı ancak 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar, değer olarak da az olan şeyi alma durumunda uygulanacağı hususu da tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Devam etmek için kayıt olun

Ücretsiz hakkınızı kullandınız.

Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
03.10.2019 BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Malvarlığı 173 sayılı ilâmına nazaran, lehe Kanunu 1041 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5237 sayılı Kanun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu K5237 md.9/3 K1041 md.62 K173 md.145 K1041 md.309 K765 md.81/2 CMK md.309