Hukuk Genel Kurulu
Hukuk Genel Kurulu 2012/11-171 E. , 2012/380 K.NEŞİR SÖZLEŞMESİ
TELİF HAKLARINA TECAVÜZ VE TAZMİNAT DAVASI
ÇOĞALTMA VE YAYMA HAKKININ DEVRİ
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 372
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 375
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (5846) Madde 19
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (5846) Madde 48
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (5846) Madde 52
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (5846) Madde 68
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (5846) Madde 69
KARŞI OY
Dava, FSEK'nun 68. ve 69 ncı maddeleri gereğince açılan tecavüzün men'i ve tazminat davası olup, mahkemece davacıların murisinin çoğaltma ve yayma hakkını süresiz olarak davalıya sözleşme ile devrettiği gerekçesiyle verilen ısrar kararı HGK'nun çoğunluk oyuyla bozulmuş ise de 11. HD'nin karar düzeltme isteminin reddine dair verilen karar konulan muhalefet şerhindeki gerekçelerle HGK'nun çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. Taraflar arasında düzenlenen dava konusu kitapların yayma ve çoğaltma hakkının devrine dair 28.03.1978 ve bundan sonra düzenlenen tüm sözleşmelerde muris, kitaplarının “her türlü baskı haklarını” tam ruhsat niteliğinde olmak üzere bütün hukuk ve vecaibiyle birlikte devretmiş bu sözleşmelerde kararlaştırılan bedelleri tahsil ederken düzenlenen makbuzlarda da “bütün baskı hakları” mukabili bu bedeli tahsil ettiğini beyan etmiştir.
Bütün baskı haklarının devrine dair sözleşmelerden önce düzenlenen 1974-1975-1976 tarihli sözleşmelerde birinci baskı, ikinci baskı, üçüncü baskı için taraflar ayrı ayrı 750 TL-1250 TL-2000 TL-4000TL gibi bedel belirkerken dava konusu kitaplar için düzenlenen ve geçerli olduğu gerek mahkeme gerekse Dairenin çoğunluk ve azınlık görüşünde olan üyeleri tarafından ittifakla kabul edilen 28.03.1978 tarihli ve sonraki sözleşmelerde bütün baskı hakları devredilirken bu kez 70.000 TL-160.000 TL-240.000 TL gibi ilk sözleşmelerle kıyaslanmayacak yükseklikte bedeller kararlaştırmışlar ve bu bedeller davacıların murisine ödenmiştir. Gerek ilk sözleşmelerde 1. baskı, 2. baskı... ibareleri kullanılırken sonraki sözleşmelerde bu ibarelerden vazgeçilip “bütün baskı hakları”, “her türlü baskı hakları” ibarelerinin kullanılması, gerekse 28.03.1978 tarihli ve sonraki sözleşmelerdeki izah edilemeyen bedel yüksekliği göz önüne alındığında bu sözlemelerle sadece bir baskı hakkının devredildiğinin kabulü mümkün görülmemektedir. Ayrıca, sözleşmenin tarafının Kemalettin Tuğcu olduğu gözetildiğinde de “her türlü”, “bütün” kelimelerinin yapılabilecek tüm baskıları içerdiğini bilmediği veya bilemeyecek durumda olduğu da söylenemeyecektir. Davacıların murisi ile davalı arasında düzenlenen 28.03.1978 tarihli sözleşme ile dava konusu kitapların çoğaltma ve yayma haklarının FESK'nun 48. maddesinde öngörüldüğü şekilde “gayrı mahdut”olarak devredildiği ve bu nedenle de davanın reddi gerektiğine dair yerel mahkeme kararının doğru olduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.