11. Hukuk Dairesi         2014/3669 E.  ,  2014/10238 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/12/2013 tarih ve 2013/144-2013/182 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin % 20'şer oranda ortağı olduğunu, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme dorultusunda faaliyetlerde bulunmadıklarını, basiretli davranmayıp şirketi ihmali ve kasti davranışlarıyla zarara uğrattıklarını, bu nedenle şirket ortakları arasında 2006 yılından beri süregelen davaların bulunduğunu, şirket yöneticilerinin şirkete ait soğuk hava deposunu, soğan deposu işletme binasını, kültür mantarı yetiştirmede kullanılan bina ve eklentilerini ve bu taşınmazlar üzerindeki araçları sattığını, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve techizatların satılması nedeniyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, şirket yöneticilerin şirketin diğer taşınmazlarını da elden çıkarma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek TTK'nın 161-162. maddeleri gereğince temsil yetkisi olan yöneticilerin yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlandırılmasına, şirket işlerinin kayyım eliyle yürütülmesine,

TTK'nın 434. maddesi gereğince şirketin infisahı ve tasfiyesine, tasfiye işleri için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.6.2013 havale tarihli ıslah dilekçesiyle; dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı yasanın 531. maddesinde anonim şirketlerin haklı nedenle feshine ilişkin hüküm getirildiğini, davalı şirketin kötü yönetimi, amacın gerçekleşmesini ortadan kaldırır şekilde varlıklarının devredilmesi, şirket yöneticilerince amaç haricinde faaliyetlerde bulunup şirketin zarara uğratılması, 2006 yılından beri şirketin herhangi bir faaliyet göstermeyip zarar etmesi nedenleriyle şirketin haklı nedenlerle feshine karar verilmesini, bunun kabul edilmemesi halinde müvekkillerine pay bedelllerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmalarına izin verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, şirket yöneticilerinin eylemlerinden kaynaklı olarak TTK'nın 434. maddesi gereğince şirketin feshi ve tasfiyesinin istenilemeyeceğini, şirketin kötü yönetilmesi ve zarara uğratılmasına dair iddiaların yersiz olduğunu, şirketin maddi durumunun iyi olduğunu, mevcut varlıklarla şirket amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu şirketin aile şirketi niteliğinde olduğu, 2006 yılından beri gelir getirici faaliyette bulunmadığı, şirket ortaklarının şirketin yönetimi ve varlığını devam ettirmesine dair hususlarda anlaşamadıkları, bu husustaki ihtilafların ortaklar ve şirket arasında pek çok davaya sebebiyet verdiği, şirketin amacının gerçekleşitirilmesine yönelik varlıkların elden çıkartıldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri uyarınca davacıların şirketin feshini talep etme hakları yok ise de dava sırasında yürülüğe giren Türk Ticaret Kanununun 531. maddesi uyarınca haklı nedenlerin varlığı halinde anonim şirketin feshinin istenilebileceği, fesih talebine konu olayların yargılama öncesi ve yargılama sırasında da mevcut olduğu, her ne kadar fesih ve tasfiyenin son çare olarak ele alanması gerekirse de ortaklar arasındaki ihtilaflar nedeniyle davacıların şirketten ayrılmalarına karar verilmesinin şirketin devamı yönünden uygun olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ... Demir, Davacı ... vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temyiz eden davalı ... Soğuk Hava Tesisleri San. ve Tic.A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Davacı ... vekili ve davacı ... Demir'in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davacılar 28.6.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle davalarını ıslah edip 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshine veya davacı ortakların, pay bedellerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri ödenmek suretiyle şirket ortaklığından çıkarılmalarına karar verilmesi istemişlerdir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu doğrultuda 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinin dava konusu olaya uygulabilir olduğu tartışmasızdır. Anılan madde uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde şirket sermayesinin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerinin, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceği, mahkemece, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, pay bedellerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesi suretiyle davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebileceği öngörülmüştür. Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup; düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır. Dava konusu şirketin ana sözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarını gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkardığı, 2006 yılından beri gayri faal durumda olduğu, ortaklar arasında yaşanan ihtilaflar nedeniyle davaların süregeldiği ve bu itibarla davada haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği sabit ise de; dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporları ve belgelerden aile şirketi vasfındaki davalı şirketin halen elinde bulundurduğu malvarlıklarıyla şirket anasözleşmesinde yer alan amaçları rahatlıkla gerçekleştirebilecek durumda olduğu, davacı ortakların ortaklıktan ayrılması halinde şirket anasözleşmesinde yapılacak değişiklikle şirketin amaçlarının değiştirilebileceği, esasen davacı ortakların da ortaklıktan çıkmayı isteyip sadece ödenecek pay bedeli hususunda diğer ortaklarla anlaşamadıkları hususu gözetildiğinde şirketin, haklı nedenle feshi yerine davacı ortakların pay bedellerinin taraflarlarına ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilmesinin somut olaya uygun olacağı gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle bu yöndeki talebin reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı ... Soğuk Hava Tesisleri San. ve Tic.A.Ş vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davacı ... vekili ve davacı ... Demir'in temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davacılar yararına bozulmasına, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ... Demir ve ...'a iadesine, 02/06/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY 6102 sayılı TTK ile eTTK'nun zaman yönünden uygulanma alanları, 6103 sayılı Uygulama Kanun'un 2. maddesinde belirlenmiştir. 6103 s. Kanun m. 2/a gereğince, TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukuki sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır. 6103 s. Kanun m. 2/b gereğince TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukuki fiiller, bağlayıcılıkları ve hukuki sonuçları itibariyle, bu tarihten sonra dahi, gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tabidir. 6103 s. Kanun m. 2/c gereğince, TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara TTK hükümleri uygulanır. 6103 sayılı Kanun'nu öngördüğü bu kurallar gereğince, anonim ortaklığın haklı sebeple feshi davasının, ancak TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen hukuki olgulara dayalı olarak açılması mümkün olabilecektir. eTTK döneminde meydana gelen hukuki olay ve işlemlerden dolayı haklı sebeple fesih davası açılabilmesi, ancak bu olay ve işlemlerin, 6102 sayılı TTK yürürlüğe girdikten sonra da devam etmesi halinde sözkonusu olabilir (Şahin, A.: Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, sh. 49.vd.). Somut olayda, dava 01/03/2011 tarihinde açılmış, davanın devamı sırasında 6102 sayılı TTK'nun yürürlüğe girmesi üzerine, davacılar davalarını islah ile somut olaya TTK. m. 531. uygulanmasını istemiş ise de öncelikle yukarıda açıklanan nedelerle bu davadan TTK madde 531'in uygulanma olanağı yoktur. 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012'den önceki olaylara uygulanma olanağı, tarafların iradesinden bağımsız olarak kanunla düzenlenen hukuki ilişkilerde sözkonusu olmaktadır (6103 s. Uygulama Kanunu m. 3/1). Anonim ortaklıklar bakımından haklı sebeple feshe ilişkin eTTK'da hüküm bulunmadığı, ancak esas sözleşmenin ortaklığın haklı sebeplerle fesih edilebileceği yönündeki hükümlerinin eTTK madde 434/b. 6 gereğince geçerli olduğu görüşünü Yargıtay'ın bu kabulü karşısında, haklı sebeple feshi düzenliyen TTK m. 531 hükümleri karşısında tarafların iradesinden bağımsız, kanunla düzenlenen hukuki ilişki olarak değerlendirilemez. Başka bir anatımla şirket esas sözleşmesi ile haklı sebeple fesih ve sonuçlarının düzenlenmesi mümkündür. Bu durum karşısında TTK'nun 531 maddesini, 6103 s. Uygulama Kanunu m. 3/1 kapsamında değerlendirme ve somut olaya uygulama olanağı yoktur. Tüm bu nedenlerle, davada eTTK'ya göre değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenlerle somut olaya TTK madde 531 uygulanması doğru olmamıştır.

Karar Etiketleri
01.07.2012 REDDİNE YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 182 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava 6100 sayılı Kanunu 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012'den önceki olaylara uygulanma olanağı, tarafların iradesinden bağımsız olarak kanunla düzenlenen hukuki ilişkilerde sözkonusu olmaktadır (6103 s. Uygulama Kanunu 6102 sayılı TTK ile eTTK'nun zaman yönünden uygulanma alanları, 6103 sayılı Uygulama Kanunu 6103 sayılı Kanun 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshine veya davacı ortakların, pay bedellerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri ödenmek suretiyle şirket ortaklığından çıkarılmalarına karar verilmesi istemişlerdir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu TTK md.434 TTK md.161 K6102 md.2 K182 md.3/2 K6103 md.3 K3156 md.438/1 TTK md.531 K6102 md.531