23. Hukuk Dairesi
23. Hukuk Dairesi 2011/99 E. , 2011/4 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı iken haklı bir sebep olmaksızın ve kendisine herhangi bir ihbarname veya tebligat yapılmadan 30/06/2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile kooperatif ortaklığından çıkarıldığını, bu durumun müvekkilince yeni öğrenildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil kooperatifin 1996 yılında binaları teslim ettiğini, ancak kooperatifin tasfiye edilmediğini, 2003 yılında meydana gelen deprem sırasında davacının konutunun bulunduğu binanın ağır hasar görerek yıkılmasıyla amacın bu ortak yönünden imkansız hale geldiğini, davacının 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlere Dair Kanun gereğince hak sahibi olması nedeniyle, 30/06/2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile kooperatif ortaklığından çıkarıldığını, hak sahipliği için ilgili makamlara sunulmak üzere talep edilen belgelerle yönetim kurulu kararının da davacıya tebliğ edildiğini, davacının bu belgeleri kullanarak TOKİ tarafından yaptırılan konutlardan ev sahibi olduğunu, kooperatif anasözleşmesinde ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda bu duruma ilişkin hüküm bulunmadığını, davanın süresinde açılmadığını, geçen 5 yıllık süre içerisinde davacının hiçbir ortaklık yükümlülüğü yerine getirmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin 30/06/2003 tarihinde davacının da aralarında bulunduğu bir kısım ortağın ihracına karar verildiği, bu kararın tebliğine ilişkin belgenin bulunmaması sebebiyle davanın hak düşürücü üç aylık süre geçmeden açıldığı, davacının davalı kooperatif anasözleşmesinde yer almayan nedenlerle ihracına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 30/06/2003 tarihli davacının kooperatif ortaklığından çıkarılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline karar vermiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.1163 sayılı Yasa’nın 16. maddesinde çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaması halinde kesinleşeceği hükme bağlanmıştır. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü niteliktedir. Mahkemece, kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğin yapılmamasının veya usulsüz tebliğin müeyyidesi, ihraç edilen ortağın iptal davası açması için gerekli hak düşürücü sürenin başlamamasıdır.
Somut olayda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı vekili, davacı ve aynı durumdaki diğer ortakların meydana gelen deprem sonucu kura ile tahsis edilen konutlarının yıkıldığını, 7269 sayılı Yasa uyarınca TOKİ’den konut alabilmeleri için ihraçlarına karar verildiğini, bunun davacı dahil ilgililere tebliğ edildiğini davacının resmi makamlara başvurduğunu savunmuş, 30.06.2003 tarihli çıkarma kararını ibraz etmiştir. Bu durum karşısında, davalı savunması üzerinde durulup, davacının TOKİ veya başka kuruma yaptığı resmi başvuruları araştırılıp, başvuruları olduğunun anlaşılması halinde davacı tarafından sunulan belgeler arasında ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, buna göre davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı hususu üzerinde durulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.