Esas No
E. 2011/8224
Karar No
K. 2011/13630
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

14. Hukuk Dairesi         2011/8224 E.  ,  2011/13630 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.05.2009 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kablüne dair verilen 14.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 15.11.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili A... ile karşı taraftan davacı asil ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı, satışı vaat edilen taşınmazların satış bedelinin alınmadığını, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, sözleşmede yazılı satış bedeli 270,00 TL’nin davalıya ödenmek üzere depo edilmesi koşuluyla dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir.

Taşınmaz satım sözleşmesinde objektif bakımdan esaslı nokta olarak tarafların adları veya temsilci veya vekilinin kimlikleri, satım konusu taşınmaz ve nitelikleri, semen ve hukuki sebebin resmi şekilde düzenlenecek senette yer alması gerekir. Kısaca, taşınmaz satımında semen (satış bedeli) de satım aktinin asgari objektif unsurları arasındadır. Soruna taşınmaz satış vaadi sözleşmesi açısından bakılırsa semen; satışı vaat olunan taşınmazın bedeli, vaat alacaklısının da karşı edimidir. Gerçekten BK m.217’nin yaptığı gönderme nedeniyle aynı yasanın satım ve trampa sözleşmelerinde uygulanacak olan 182.maddesinde “satım bir akittir ki, onunla satıcı satılan malın alıcının iltizam ettiği semen mukabilinde…” demek suretiyle satış bedelinin satım akitlerinde sözleşmenin temel unsurlarından olduğu ifade edilmiştir.

Kuşkusuz, taraflar satış bedelini serbest iradeleriyle kararlaştırabilir. Taşınmaz satımına, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerindeki bedel unsuruna dair bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;

Davada dayanılan 28.06.1999 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde satım bedeli 270,00 TL olarak kararlaştırılmış ise de bu bedelin sözleşmenin vaat borçlusuna ödendiğine ilişkin bir kayıt yoktur. Nitekim davalı da savunmasında satış bedelinin kendisine ödenmediğini belirtmiştir. Bu savunma karşısında bedelin ödendiğini ispat yükü kendisine düşen davacı, bu iddiasını yöntemince kanıtlayamamıştır. Dolayısıyla, Borçlar Kanununun 81.maddesi hükmü karşısında kendi edimini yerine getirmeyen taraf karşı yandan edim talebinde bulunamayacağından, davanın kabulü olanaksızdır. Ancak;

Davacı, satış vaadine konu taşınmazların bedelini davalıya ödemek üzere depo etmek istediğini belirttiğinden, dava satış bedelinin vaat borçlusuna ödenmesi koşuluyla kabul edilebilir. Burada müdeabih yani dava konusunun değeri sözleşmedeki kararlaştırılan değer değil, davanın açıldığı tarihteki değeridir. Bilirkişiler bu değeri 407.303,00 TL olarak saptamış olduklarından davacıya bu bedel depo ettirilmeli, dava ancak bu koşulla kabul edilmeli, aksi takdirde satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazlar bedeli ödenmemiş olacağından dava reddedilmelidir. Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 15.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.