Esas No
E. 2012/18192
Karar No
K. 2013/22070
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2012/18192 E.  ,  2013/22070 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada....Fikrî ve Sınaî Haklar Huku Mahkemesi’nce verilen 15/12/2011 tarih ve 2004/808-2011/199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, eserlerin fonograma kayıt edilerek eser işletme belgesi alınıp, söz konusu yapıma bandrol verilebilmesinin ve piyasaya sunulabilmesinin yegane şartı olarak, eser sahipleri meslek birliği davalı MESAM’a başvurulması ve bu başvurularda müzik yapımlarında yer alan eserlerin isimleriyle ilk mısralarının beyan edilmesi olduğunu; Mesam’ın buradaki görevinin ise yapımcının ilk olarak alacağı bandrol adedine göre söz ve beste için telif ücretlerini hesaplayarak peşin olarak tahsil edilmesi ve yapımcıya telif ücretlerinin peşin olarak tahsil edildiğine dair belge düzenleyip verilmesi olduğunu; yapımcının Mesam tarafından verilen bu belgeyi aldıktan sonra İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğüne başvurarak müzik yapımını firması adına tescil ettirdiğini; Müdürlüğün de “müzik eseri işletme belgesi” verdiğini; müvekkil şirketin de 1995 yılında “Dillere Detan-1” isimli albümde yer alan “Mühür Gözlüm” adlı eserin ... isimli yorumcu tarafından seslendirilmiş biçimi ile fonograma kayıt edilmesi için gerekli tüm yasal prosedürü yerine getirdiğini; Mesam’a yapılan başvuru üzerine eserin hem beste hem de güftesinin/sözlerinin Neşet Ertaş’a ait olduğunun bildirildiğini, hem söz hem de müzik için hakların devraldığını gösteren 4 adet “Telif Ücretleri Tahakkuk Fişi” tanzim edildiğini, bunun dökümünün verildiğini; bunların Mesam’a ödendiğini, ancak daha sonra Aşık İzzet Özkan mirasçıları tarafından “Mühür Gözlüm” isimli eserin telif ödenmeksizin kullanılması nedeniyle müvekkiline dava açıldığını, bu davaya Mesam’dan Dursun Karaca imzası ile yapılan açıklamada “eserin müziğinin Neşet Ertaş’a ait olduğunun, söz yazarının ise kayıtlarda Ali İzzet olarak göründüğü, bu kimsenin de Meslek Birliğine üye olmadığı, alınan telif ücretinin sadece müzik için olduğu, söz için bir telif ücreti tahakkuk ettirilmediğinin” belirtildiğini; Mesam’ın kötüniyet ve kusurunu bu durumların açıkça ortaya koyduğu, bu durumun kendilerine ihtar edildiği; müvekkili şirketin Ali İzzet mirasçılarına 900.000.000 TL tazminatı eser işletme belgesinin alım tarihi olan 16.08.1995 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödemeye mahkum edildiği; toplam ödemenin 7.445.324.640 TL olduğunu; bu nedenle 7.445.324.640 TL’nin 29.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile rücuan tazminine, davalının kusurlu davranışı ile şirketin kişilik hakları ve mesleki onuruna zarar gelmiş olması nedeniyle 2.000.000.000 TL manevi tazminat ile kararın tirajı en yüksek 3 gazeteden birisinin Türkiye baskısında yayınlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. .../... -2-

Davalı Mesam vekili, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, atfedilmeye çalışılan işlemin bir haksız fiil olduğunu, haksız fiililerde zamanaşımı süresinin haksız fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, her halükarda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl olduğunu, yapımcının Mühür Gözlüm isimli türkünün söz ve müziğinin Neşet Ertaş’a ait olduğu beyanı üzerine işlem yapıldığını, dolayısıyla kusurun davacı yapımcıya ait olduğunu, dava konusu olayda davacının beyanına göre işlemin yapıldığını, söz ve müzik için telif alındığını, sözlerin Neşet Ertaş’a ait olmadığı anlaşıldığında davacıya durumun ihtar edildiğini, bedelin bloke edildiğini; buna karşın davacı şirketin bu bedeli almaya yanaşmadığını, davacının kötüniyetle hareket ettiğini; davacının davasını FSEK.m.53 ve 54’e dayandırmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Meslek birliklerinin kuruluş gayeleri ve işlevlerinin FSEK’te belirtildiği, özellikle 42/A maddesinde belirlenen işlevleri bir bütün olarak düşünüldüğünde Mesam’ın eser sahiplerinden yetki belgesine istinaden bütün bilgi ve belgelere sahip olması gerektiği, Mesam'ın elinde bulunan ve takibini yaptığı eserlerle ilgili başvurularda kendisine başvuran kimseleri doğru yönlendirmekle yükümlü olduğu, başvuru sahiplerinin bu konudaki yanlış başvuruları ya da yönlendirmelerinin dahi, Mesam’a yüklenen bu özen yükümünü bertaraf etmeyeceği, bu noktada FSEK 53. ve 54. madde hükmünün Meslek Birliklerine de uygulanabilme imkanı bulunduğu, davacı yanın dava dosyasına sunduğu tahakkuk fişleri incelendiğinde hem söz hem de müzik için ücret alındığı, bu durumda Meslek Birliğine başvuran bir kimsenin Meslek Birliği tarafından yanıltıldığı sonucuna ulaşılması gerektiği, zira Meslek Birliğinin kendisine bu şekilde başvuran bir kimse için doğru bilgi verme yükümlülüğünün bulunduğu, FSEK.m.54 hükmünün Meslek Birliklerine uygulanmayacağına dair ne kanun hükümlerinde ne de kanunun gerekçelerinde bir açıklık ve Meslek Birlikleri için bir istisna bulunmadığı, aksine Meslek Birliklerinin göstermesi gereken özen yükümü ve kusur hallerinde söz konusu maddenin Meslek Birliklerine evleviyetle uygulanabileceği, FSEK.m.54’te maddi manevi zarar ayrımı yapılmadığı, FSEK.m.54 uygulandığında önceki tazminatın asıl gerekçesinin izinsiz söz kullanımı olması nedeniyle tazminatın maddi ya da manevi olması açısından bir farkının olmayacağı, zira hali hazırdaki davacı için zararın ortaya çıktığı, bu zararın ortaya çıkışının da davalının kusuruna uygun illiyetle bağlanabileceği, ayrıca davalı tarafın, söz konusu sözlerin davacı tarafından başkasına ait olduğunu bildiği hususunu da ispatlayamadığı, her ne kadar davacı, toplamda 7.445.324.640 TL olarak ortaya çıkan zararının tamamı için talepte bulunmuş ise de bu zararın, tamamen davacıya ait bir zarar olarak ortaya çıkmadığı, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında ... ile birlikte davacının zarardan sorumlu tutulduğu, mahkeme kararına göre borçlular arasında bir teselsül ve birlikte sorumluluk esası tesis edildiği, hem ... hem de Tempa AŞ.’nin sorumlu olduğu zararın 7.445.324.640 TL olduğunun belirtildiği, bu miktarın tamamını davacı Tempa A.Ş.'nin ödediği,

Tempa A.Ş.’nin borcun tamamını ödemesi halinde fazladan ödediği kısım için rücu edebileceği kişinin davalı değil, ... olduğu, bu durumda davacı Tempa A.Ş.’nin ödediği kısmın tamamı için değil, ödemesi gereken kısım için Mesam’a müracaat edilebileceği, ... adına ödediği kısım yönünden ise ...'ye rücu etmesi gerektiği, davacının davaya konu olay nedeniyle manevi olarak da zarar gördüğü hususunun yadsınamaz bir gerçeklik olduğu, bu nedenle davacının manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlal edilen manevi hakkın niteligi ve büyüklüğü gibi hususlar göz önünde tutulduğunda talep edilen miktarın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ile 3.350,25 TL'nin 29/07/2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, manevi tazminat talebinin aynen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatın da yine dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, davacının sair taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararı davalı vekili ve davacı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ve davacı vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Ancak davacı ile dava dışı eser sahibinin mirasçıları arasında görülen davada, davalılar Tempa Tüm Elektrikli A.Ş. ile ...'nin tazminattan müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiş ve bu karar uyarınca davacı şirket borcun tamamını ödemiştir.

Bu nedenle davacının bu borçtan sorumlu olduğu kabul edilen davalı Meslek Birliğinden alacağın tamamını isteyebileceğinden, bahsi geçen davada diğer davalı ...'ye düşen kısımla ilgili istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

3.Davalı Mesam'ın sorumluluğu 5846 sayılı Yasa'nın 53. maddesindeki tekeffül hükmüne dayanılarak kabul edilmiş olup, anılan maddede atıfta bulunulan ve olay tarihinde yürürlükteki 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 169-171. maddelerinde hüküm altına alınan tekeffülün manevi tazminat sorumluluğunu kapsadığı yolunda bir düzenleme bulunmadığı halde davacının manevi tazminat isteminin de kabulü doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

4.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog