11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/14959 E. , 2013/22142 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2011/481-2012/493 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1620, 1621, 940 ve 943 parsel sayılı, bitkisel ürün sigortaları poliçesi ile sigortalı taşınmazlarında bulunan bağlarının Mart ve Nisan aylarında meydana gelen don olayı nedeniyle zarar gördüğünü, eksperler tarafından hasar oranlarının tespit edildiğini, belirlenen oranının gerçeği yansıtmadığını, Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/45 Değişik İş sayılı dosyasında alınan rapora göre gerçek zararın çok daha fazla olduğunu, ancak bu dosyada belirlenen zarar oranını da kabul etmediklerini ileri sürerek, 1620 sayılı parsel için 3.000 TL, 1621 sayılı parsel için 2.000 TL 940 ve 943 sayılı parseller için ayrı ayrı 1.500 TL olmak üzere toplam 8.000 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, dava değerini 8.763,77 TL artırarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı bağlarda don hasarı dışında teminat dışı etmenler nedeniyle de verim düşüklüğü tespit edildiğini, tespit edilen verim değeri üzerinden poliçeler zeyil edildikten sonra belirlenen hasar oranı üzerinden davacıya 11.751 TL tazminat ödendiğini, tespit raporunun sigortalı lehine düzenlendiğini, zeyledilen poliçeler için eksik prim alındığından eksik kalan prim tutarının tazminattan düşülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bağlardaki hasarın don olayından gerçekleştiği, döllenme yetersizliğinden kaynaklanmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede don olayında %10 teminat muafiyeti olup muafiyet oranını aşan kısmın %70'inin tazminat olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, ürün birim fiyatın 0,88 TL olarak belirlendiği, 1620 nolu parselde 58.800 kg, 1621 nolu parselde 39.480 kg, 940 nolu parselde 19.530 kg, 943 nolu parselde ise 23.940 kg ürünün sigortalandığı gerekçesiyle, muafiyet ve tazminat oranına göre zarar mahkemece hesaplanarak ve taleple bağlı kalınarak 1620 nolu parsel için 8.072,06 TL, 1621 nolu parsel için 3.543,72 TL, 940 nolu parsel için 2.423,29 TL, 943 nolu parsel için 2.724,70 TL olmak üzere toplam 16.763,77 TL nin 01/09/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava, bitkisel ürün sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ürünlerinin don olayı nedeniyle zarar gördüğü yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı vekili hükme esas alınan ve tek ziraat mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazlarını içeren dilekçesini ibraz etmiş, hukukçu ve ziraatçi bilirkişilerden oluşacak bir heyetten rapor aldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, söz konusu itiraz dilekçesi nazara alınarak, yeniden rapor aldırılması gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Ayrıca, davalı vekili, davaya konu poliçelerin zeyil edildiğini ve eksik prim alındığını bu durumun da tazminatın hesabında dikkate alınması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece bu savunma üzerinde hiç durulmadan karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3.Kabule göre de, davanın kabulüne karar verilmiş olup, dava dosyasının eki niteliğindeki tespit dosyasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin de davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.