2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, takip dayanağı çekin yetki sözleşmesi kapsamında kaldığı anlaşılamadığından davanın icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle İİK.m.154/f.3 hükmü gereği ve özel dava şartı oluşmadığından reddine karar vermiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde, ocaktan çıkarılan kömürlerin yükleme ve nakliye konusunda taraflar aralarında sözleşme imzalandığını, sözlemeden kaynaklanan çekişmeler için Soma Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkisi kabul edildiğini, taraflar arasında başkaca ticari ilişki bulunmadığını, takibe dayanak yapılan çekin de sözleşmeden kaynaklı alındığını, bu sebeple takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığından istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK 154. maddesinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçlunun iflasının karar verilmesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında, 29.12.2011 tarihinde, “Yükleme ve Nakliye Sözleşmesi“ imzalandığı, davacı kooperatifin sözleşmede yüklenici olduğu, sözleşme konusunun kısaca, kömür yükleme, taşıma, boşaltma işi olduğu, anlaşmazlıklarda, Soma Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğuna dair yetkiye dair hususun sözleşmenin sonuncu bendinde düzenlendiği, davacı alacaklı kooperatif tarafından, davalı borçlu hakkında, 10.08.2014 keşide tarihli 500.000,00 TL bedelli, borçlu şirketin, alacaklı davacı kooperatif adına düzenlediği çekten dolayı, İhtiyati haciz kararı ile birlikte, Soma İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 14.08.2014 tarihli kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, takip talebini, 07.09.2017 tarihinde kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takibe çevirdiği, davalı borçlunun, borca ve yetkiye itirazı üzerine davalı borçlu hakkında dava açtığı görülmüştür. 2004 sayılı İİK.nun 156. maddesinde, iflas talebi ve müddeti üst başlığı ile 156/son fıkrada, iflas isteme hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir sene sonra düşeceği düzenlenmiştir. İflas davasının İflas ödeme emrine itiraz edilmiş olsun olmasın ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir sene içinde açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Somut olayın yasal düzenleme kapsamında değerlendirilmesi sonucunda, ödeme emrinin tebliğinden bir sene içerisinde davanın açılmış olduğunun anlaşılması ile birlikte diğer usülü itirazların değerlendirilmesi uygun görülmüştür. Dava, İflas yolu ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasıdır. (İİK 156 m ). İİK.nun 154. maddesinde iflas yolu ile takiplerde yetkili icra dairesi ve yetkili mahkeme düzenlenmiştir. İflas davasında yetkili mahkeme borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesidir. (İİK.m.154) İflas davasında yetki, kamu düzeninden olduğundan yetki itirazında bulunulmamış olsa bile mahkeme yetkili olup olmadığını kendiliğinden gözetecektir. İflas takibi yetkisiz yerde başlatılmış ve itiraz edilmemiş olsa bile İflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılması gerekir. İflas davasında yetki kamu düzeninden olduğu için yetki sözleşmesi yapılamaz. İflas yoluyla takibe yetki yönünden itiraz edilmemesi halinde bu yer icra dairesi yetkili hale gelirse de, İflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerde açılması gerekir. İflas davasını inceleyen ticaret mahkemesince yetki itirazı olmasa bile yetkili olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde mahkemenin yetkili olması dava şartları arasında yer almaktadır. Ancak İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin dahi iflas takibi için yetkili sayılacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle iflas yolu ile takipte icra dairesinin yetkisi kamu düzeninden değildir. Yetki sözleşmesi ile başka yer icra dairesi de yetkili kılınabilir. Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen yükleme ve nakliye sözleşmede yetkili yer olarak Soma İcra Daireleri belirlenmiştir. İflas davası ise, uyuşmazlık konusu olmadığı üzere, davalı şirketin muamele merkezinin bulunduğu yerde, yani yetkili mahkemede açılmıştır. Diğer yandan, kambiyo senedine dayanan alacaklının borçlu hakkında haciz yolu ile takip yapabileceği gibi şartlarının bulunması halinde iflas yoluyla takip yapılabileceği kabul edilmektedir. Bu takip yolu İİK 171-176. maddelerde düzenlenmiştir. Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere İİK 154. madde düzenlemesinde ki gibidir. İİK.nun 154. maddesi iflas yolu ile takipte iki yer yetkili kılmıştır. Bunlardan biri borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer icra dairesi, diğeri ise yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan icra dairesidir. Her ne kadar taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, anlaşmazlıklarda Soma icra daireleri ve mahkemeleri yetkili kılınmışsa da takibe konu çeke açıkça atıf bulunmadığı görülmüştür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02/04/2019 tarih 2017/12-741 Esas 2019/382 Karar sayılı ilamında belirttiği gibi " Alacaklı takip talebinde yazılı para alacağının dayanağı olarak sözleşmeyi değil, çekleri gösterdiği için borçluya kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığından, taraflar arasında mevcut sözleşmede yazılı yetki şartına göre yetkili icra dairesi belirlenemez. İcra dairesinin yetkisi takip talep tarihi ve takibe ekli kambiyo senedi esas alınarak tespit edilir. " Bu sebeple takibin şekli ve dayanağı göz önüne alındığında taraflar arasında olan sözleşmede yazılı yetki şartı yetkili icra dairesini belirlemede dikkate alınmaz.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın