13. Hukuk Dairesi
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereğince davacıya kullandırılan gayrı nakdi krediden kaynaklanan riskin teminatı olmak üzere davacı hesabına konulan bloke nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talebine ilişkindir. Davacı, davalı banka ile genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesi kapsamında 6 adet toplam 262.000 TL bedelli teminat mektubu kullanıldığını, davalı bankaca teminat mektupları tutarı kadar mevduat hesaplarına bloke konulduğunu, blokeli bu hesabın nemalandırılmadığını, kredi sözleşmesinin davalı bankaya bu hakkı tanıyan 9. Maddesinin TBK'nın 20. Maddesi gereğince genel işlem koşulu olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalı bankanın haksız ve tek taraflı bloke işlemi nedeniyle mevduat hesabını kullanamadığını, bankanın bu blokeli hesaba faizde işletmeyerek maddi zarara uğramalarına sebep olduğunu, ayrıca bu haksız işlem nedeniyle manevi zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.080 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Maddi tazminat talebi, bankanın uyguladığı bloke nedeniyle uğranıldığı belirtilen zarara ilişkindir. Taraflar arasında imzalanmış genel kredi sözleşmesinin 9. maddesinde bankanın kredi teminat mektupları riski nedeniyle herhangi bir ihbarda bulunmadan rehin ve hapis hakkı bulunduğu düzenlenmiştir. Yine aynı maddede rehin ve hapis hakkının kullanılması halinde faiz yürütüp yürütmeme ve faiz oranının belirleme hakkının davalı bankaya bırakıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının hesaplarına teminat mektubu riski nedeniyle bloke konulması ve bloke konulan hesaba faiz işletilmemesi sözleşmeye aykırı değildir. Manevi tazminat davasına gelince davacı ticari şirket olup, haksız olduğunu belirttiği bloke işlemi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zararlarına ilişkin olarak dava dilekçesinde bir sebep belirtmemiş genel olarak manevi zarara uğradığından bahsetmiş, cevaba cevap dilekçesinde konulan bloke nedeniyle bankacılık sistemine olan güveninin sarsıldığını, sektörde büyüme ivmesinin düştüğünü, şirket ortak, yönetim kurulu üyeleri ve çalışanlarının motivasyonunun düştüğünü bu şekilde manevi zarara uğradıklarını belirtmiştir. Davacı ticari şirket olup, davalı ile genel kredi sözleşmesi imzalayarak nakdi kredi kullanmıştır. Kredi sözleşmesinde yer alan ve davalı bankaya hesaplar üzerine bloke konulması yetkisi veren sözleşmenin 9. maddesi genel işlem koşulu niteliğinde değildir. Davacı tacir olduğundan, kredi kullanmadan önce çeşitli bankalar ile kredi şartlarında görüşme yapma ve kendisine en uygun şartlarda kredi imkanını sunan banka ile kredi sözleşmesi yapma konusunda seçim hakkına sahiptir. Dolayısıyla kredi sözleşmesini serbest iradesi ile ve sözleşmede öngörülen şartları inceleyerek kabul etmiştir. Bankanın yaptığı işlem sözleşmeye aykırılık oluşturmamaktadır. Ayrıca davacı hesaplara bloke konulması nedeniyle uğradığını iddia ettiği manevi zararının ispatı konusunda delilde göstermemiştir. Konulan bloke miktarı, blokenin teminat mektupları karşılığında kullanılmış olması, teminat mektuplarının iadesi karşılığında blokenin kaldırılması karşısında ve tüm bu işlemlerin kredi sözleşmelerinin doğası gereği yapılan işlemler olması dikkate alındığında sırf blokeli hesabın nemalandırılmamasının davacıda manevi zarara yol açmayacağı anlaşılmış olmakla davacının manevi tazminat talebine ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir. Bu nedenlerle, davacının maddi tazminat ve manevi tazminat talepleri yönünden dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın