13. Hukuk Dairesi
HMK' nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,davacı ile davalı ... arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece, 1-Davanın davalı ... yönünden KABULÜ İLE, Davalı ...'ın son aylık net ücreti esas alınarak belirlenen 66.500,00-TL cezai şartın davalınrın ekonomik mahfiyetine sebep olacağı anlaşılmakla takdiren %50 indirime gidilerek cezai şartın 33.250,00-TL olarak belirlenmesine ve taleple bağlı kalınarak 5.000,00-TL cezai şartın dava tarihi olan 09/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, 2-Diğer davalı ... AŞ aleyhine açılan davanın REDDİNE, karar verilmiş ve verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf açısından uyuşmazlık konusu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağı hükmünün geçerli olup olmadığı, geçerli ise sözleşmenin sona ermesindeki kusur durumu ve davacının sözleşmede öngörülen cezai şart tutarını talep edip edemeyeceği noktalarındadır. Davacı şirket ile davalı ... arasında arasında 10/05/2013 tarihli Gizlilik Sözleşmesi başlıklı sözleşme ve İş Sözleşmesi başlıklı belirsiz süreli sözleşme imzalanmış olduğu ihtilafsızdır. Davalı ..., davacı şirkette 03/12/2012 tarihinden 03/10/2014 tarihine kadar Kıdemli Dijital Pazarlama Uzmanı olarak çalıştığı ve istifa dilekçesi ile kendi istek ve arzusu ile 03/10/2014 tarihinde işten ayrılmak istediğini belirtip istifa ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 9/a maddesinde; ''Personel,görevi sebebiyle edindiği işyeri ve işverenle ilgili tüm bilgileri (belge,disket v.s.) gizlilik prensibine bağlı olarak saklamayı ve yasal mecburiyetler haricinde bu bilgileri ifşa etmemeyi, özel izin almaksızın işyeri dışına çıkartmamayı kabul ve taahhüt eder,'' hükmünün düzenlendiği, İş sözleşmesinin 9/e maddesinde;''Personel,iş sözleşmesinin haklı nedenlerle işveren tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından feshedilmesi halinde,iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl süreyle merkezi Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgelerinde olup; faaliyet konusu işverenle tamamen veya kısmen aynı olan şirketlerde herne suretle olursa olsun çalışmamayı,bu gibi yerlerde ortak, danışman yahut benzeri sıfatlarla bulunmamayı,bu işleri kendi nam ve hesabına yapmamayı, aksi taktirde son aylık brüt ücretinin 10 katı tutarını cezai şart olarak ödemeyi ayrıca rekabet yasağına son vermeyi kabul ve taahhüt eder,'' hükmünün düzenlendiği, Taraflar arasında imzalanan gizlilik sözleşmesinin 3.2 maddesinde; ''personelin hizmet ve görevi esnasında öğrendiği bütün gizli bilgileri korumayı,üçüncü şahıslara ifşa etmemeyi, çoğaltmamayı, kopyalamamayı, dağıtmamayı, davacı şirket mülkiyeti altında tutmayı, bu bilgileri ifşa etmemeyi, özel izin almaksızın işyeri dışına çıkarmamayı kabul ve taahhüt ettiği,'' hükmü düzenlenmiştir. Öncelikle iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle, 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca doğrudan ya da sözleşmeye aykırı davranma veya sırları ifşaya yöneltme hususunda davalı şirket eylemine yönelik bir iddianın bulunmaması, davanın rekabet etmeme ve gizlilik taahhüdü içeren sözleşmelerin ihlaline dayalı olarak açılmış bulunması ve bu itibarla da sözleşmeye taraf olmayan davalı şirketin akdi sorumluluğunun da bulunmaması nedeniyle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği açıktır.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 01.03.2018 tarihli 2016/7957 E.,2018/1580 K. sayılı emsal kararı) Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. T.B.K.'nun 445/2 maddesine göre: “Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” (Yargıtay 11.H.D.' nin 2015/12450 E - 2016/6672 K.sayılı, 16.06.2016 tarihli kararı). Taraflar arasında akdedilen Hizmet Akdi 03/12/2012 tarihli olup, somut olayda 6098 sayılı TBK hükümleri uygulama alanı bulacaktır. 6098 sayılı TBK’nın 445. maddesi “(1)Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.(2)Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmünü haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ nin 10.04.2019 tarihli 2018/1393 E., 2019/2838 K. sayılı emsal kararı). Somut olayda, rekabet sözleşmesinde rekabet yasağı süresinin 1 yıl ve rekabet mahalli olarak Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgesi' nin belirlendiği, bu surette rekabet yasağı sözleşmesinin içerdiği coğrafi koşul aşırı nitelikte ise de davalının davacı iş yerinden ayrıldıktan sonra 1 yıl dolmadan davacının faaliyet gösterdiği alanda ve aynı il sınırları içerisinde başka bir işletmede işe girmesi karşısında, rekabet yasağının aynı il sınırları içinde geçerli olduğunun kabulü ve coğrafi sınırın aynı il ile sınırlandırılması neticesinde, TBK'nın 445/2. maddesindeki hüküm ve koşullar bakımından rekabet yasağı hükmünün geçerli olduğu ve davalı tarafından rekabet yasağının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. (Emsal nitelikte Yargıtay 11.HD'nin 11.02.2019 tarih, 2017/3977 E., 2019/990 K.sayılı ilamı). Davalı ...'ın davacı şirkette 03/12/2012 tarihinden 03/10/2014 tarihine kadar Kıdemli Digital Pazarlama Yöneticisi olarak çalıştığı, 03/10/2014 tarihinde işten ayrılmak istediğini belirtip istifa etmesi sonucu davalı şirkette ise 15/10/2014 tarihinde işe başladığı ve Digital Pazarlama Müdürü olarak çalıştığı tespit edilmiş olup mahkemece alınan 21/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda görev tanımlarının yapıldığı görülmüştür. Öte yandan yukarıda da açıklandığı üzere ayrılan işçinin söz konusu gizli bilgileri kullanmış olması veya kullanılan gizli bilgilerin fiilen önceki işverene zarar vermesi şart olmayıp, böyle bir ihtimalin varlığı yeterlidir. O nedenle somut olayda davalı ...'ın davacı şirkette Kıdemli Digital Pazarlama Yöneticisi olarak çalışırken yaptığı iş nedeni ile müşterileri tanıma ve bu kapsamda şirketin sırlarına ve şirketin müşteri portföy bilgisine sahip olduğu ve sahip olduğu bu bilgilerin yeni işe girdiği davacının rakibi olan davalı şirkette kullanmaya başladığı takdirde, davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğu açıktır.Davalı ...'ın davacı şirketten istifa ile ayrılıp, kısa süre sonra aynı faaliyet alanında davalı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, bu tehlikenin var olduğunun ve haksız rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü gerekmiştir. Sözleşmede cezai şart son aylık brüt ücretin on katı tutarı olarak kararlaştırılmış olup, bilirkişi ek raporunda cezai şart miktarının bürüt ve net ücrete göre hesaplandığı, bürüt ücrete göre cezai şart miktarının 103.225,60 TL. Olduğu, net ücrete göre ise cezai şart miktarının 66.500,00 TL. Hesaplandığı belirtilmiş olup mahkemece,bürüt ücret üzerinden hesaplanan cezai şarta göre değerlendirme yapması gerektiği halde net ücret üzerinden hesaplanan cezai şart miktarına göre değerlendirme yapması yerinde değil isede bu yönde istinaf olmadığı ve iş bu dava kısmi alacak davası olarak açılmış ve 5.000-TL cezai şart talep edilmiş olmakla, TBK 182.m. uyarınca talep edilen 5.000-TL tutar dikkate alındığında tenkisi gerektirir durum olmadığı kabul edilmiş olup mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın