Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bu markanın sahibi olmadığını ve müvekkili adına tescilli de olmadığını, müvekkilinin bu markayı sahibinin ya da adına yasal olarak tescil edilenin izni ve onayı ile kullanmakta olduğunu, davanın esası hakkında baştan hüküm vaz-ı anlamında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, bu husus önemli bir içtihatı ilke olarak benimsendiğini, dava konusu mesele hakkında hüküm ve yargılamanın ve tahkikatın gerekliliği ve önemini baki kılan bir anlaşıla bu sonuca ulaşıldığını, burada esas gözetilecek olanın markanın tescilli olduğu sınıf hizmetinin yararlanıcılarının markalar arasında görsel, sesçil ve anlamsal farklılıklar ile müvekkili şirket malları üzerinde bulunan markanın ayırt edici baskın unsurlarının gözetilmesi olduğunu, bu husus göz önünde alındığında müvekkilinin kullandığı bu markanın davacı markası ile bu anlamda bir karışıklığa ya da bu markalar arasında bir iltibas tehlikesinin de bulunmadığının ortada olduğunu müvekkili kullanımının davacı markasının itibarına ve ayırt ediciliğine bir zarar vermesi söz konusu olmadığını, markalar bakımından ortalama tüketici kitlesi- hitap edilen tüketici kitleleri birbirinden farklı olduğunu, davacı markasının yer aldığı ürünler zaten alım gücük yüksek olan bir çevre içinde tüketilen ve bu manada ancak daha üst seviyedeki alışveriş noktalarında yer alabilen ve bu anlamda kendi koruma eşiklerini kendisini belirleyebildiği ve başkaca bir markanın bu anlamda bir etkisini sınırlayabildiği bir marka olduğunu belirtmiş ve işbu talebin niteliği bakımından, bir dava şartı olan öncelikle husumet itirazlarının dinlenerek davanın husumetten reddine, ayrıca sübut delilleri sunulmamış olan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap