7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
03.03.2020
KABULÜNE
YERELHUKUK
DIGER
Trafik Hukuku
5684 sayılı SK m.14 f.2/a ve G.H.Yön. m.9 f.1/a fıkrası uyarınca, “Sigortalının (kazaya neden olan aracın) tespit edilememesi durumunda, ...nın, yalnızca zarar görenlerin bedensel zararları (ölüm ve yaralanma) için sorumluluğu doğmakta olup, eşyaya ilişkin zararlardan sorumlu tutulamaz” ...nın sorumluluk alanı belirlenmiştir. Ancak söz konusu 30/05/2015 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak plakası tespit edilemeyen aracın varlığının tespiti gerekmektedir. Dava dilekçesi ve eklerinden de anlaşıldığı üzere söz konusu kazanın meydana geldiği yerde herhangi bir iz, delil ve görgü tanığı bulunmamaktadır. Bu konudaki ispat külfeti MK ‘nın 6. Maddesi uyarınca “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denildiğini, Yargıtay’ında tespit edilemeyen araçlarla ilgili olarak vermiş olduğu kararların bu yönde olduğunu, olay günü, saati ve yer değerlendirmesi yapıldığında olay ile ilgili herhangi bir görgü tanığının bulunmamasının kafa karıştırıcı olduğunu, ayrıca, 09/09/2016 tarihli olay yeri inceleme tutanağında; ”olay yerinde ve çevresinde yapılan incelemede başka bir şüpheli durum bulunmadığı” şeklinde beyanda bulunulduğunu, kaza tespit tutanağında da davacının dava dilekçesindeki beyanının aksine söz konusu kazada karayollarının ve davacıların varislerinin sorumluluğunun bulunduğundan bahsedildiğini, kazanın meydana gelmesinde yoldaki tespit edilemeyen kaygan sıvının, yine tespit edilemeyen araçtan meydana geldiğinin ispatının gerektiğini, aksi halde eldeki belgelerle kazanın davacıların belirttiği şekilde meydana geldiğinin kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın zararının usulen ispat etme gerektiğini, teminat tutarının doğrudan davacıya ödenemeyeceğini, davacıların kaza sebebiyle uğradıkları gerçek zararın tespitinin gerektiğini, davacı tarafın vefat sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiğine göre; öncelikle müteveffanın davacılara destek olduğunun ispatının gerektiğini, davacıların gerçek zararının saptanması için davacıların ve ölenin yaşı, desteğin gelir durumu ve tazminata etki edecek diğer faktörler dikkate alınarak aktüer bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, tarafların mali ve içtimai durum araştırması yapılmasını, davacıların hali refahta ise ve de bu kaza dışında sosyal güvenlik kurumlarından bağlanmış maaşları mevcut ise destek kaybının olmadığı veya çok sınırlı olduğunun kabulünün zorunlu olduğunu, araştırma sonucuna göre; tazminata etki edecek diğer faktörlerin tespit edilerek bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenebilmesi için, olay sebebiyle elde edilen kazanımlar tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, özel yasaları gereği SSK, BAĞKUR ve EMEKLİ SANDIĞI kurumunun yaptıkları ödemeler sebebiyle rücu hakkı bulunmadığını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
K5684 md.6
K5510 md.39
İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com Bu belge 22.04.2026 tarihinde oluşturulmuştur. Resmi belge niteliği taşımaz.
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com | Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.