12. Hukuk Dairesi

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketlerin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimi ve denetimi Fon tarafından devralınmış olup, müvekkili şirketlerin halen Fon'un yönetimi ve denetimi altında bulunduğunu, Müvekkili şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını, zira, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan araştırma ve inceleme neticesinde takibe konu borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, ayrıca, takip dayanağı borç müvekkili şirketlerin kusurundan kaynaklanmadığını, 6111 sayılı Yasa’dan kaynaklı müvekkili şirketlerin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, söz konusu sorumluluk veya müeyyide, davacı bankanın ihmal veya eksikliğinden kaynaklandığını, davacı tarafından icra dosyasına sunulan belgelerden de açıkça görüldüğünü, diğer taraftan, Bayrampaşa Vergi Dairesi karşı olan söz konusu yükümlülüğün tamamen davacı bankaya ait olduğunu, müvekkili şirketlere rücu etmesinin hukuken mümkün olmadığını, söz konusu alacağın 1 ve 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğundan bu süre içerisinde dava ve talep edilmediğinden zamanaşımına uğradığını, diğer taraftan, takip konusu edilen ana para ve temerrüt faizlerinin nasıl hesaplandığının belli olmadığı gibi, fahiş olduğunu, asıl alacağı aşan miktarda komisyon ve faiz talep edilmesinin hukuk kurallarına ve genel teamüle aykırı bulunduğunu, ayrıca yürürlüğe giren, TBK’nun ilgili hükümleri uyarınca söz konusu alacağın öncelikle teminat mektubu borçlusundan (müvekkil ; ... A.Ş'den) talep edilmesi gerektiğini, öncelikle, asıl borçluya başvurulmadan kefile (...'ye) doğrudan gidilmesinin yeni yasal düzenlemelere göre mümkün olmadığını, söz konusu kural davacı/alacaklı tarafından yerine getirilmediğinden işbu davanın müvekkili ... yönünden reddinin gerektiğini, takip ve dava konusu alacak likit olmayıp, yargılamaya muhtaç olduğundan davacının icra inkar tazminatı yönündeki talebinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan takip haksız ve kötü niyetli olduğundan davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etiğini, davanın öncelikle zamanaşımı defi yönünden reddine, bu talebin kabul edilmediği takdirde yapılacak yargılama sonucunda, diğer savunmaları doğrultusunda davanın reddine, davacı tarafından yapılan takip açıkça kötü niyetli olduğundan % 20’den aşağı olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; devir öncesi ... Bankası A.Ş. tarafından 2000 yılında kredili müşterisi ... A.Ş.'ye kullandırılan ihracat kredilerinin nakit risklerinin kapatıldığı, ancak ihracat taahhütlerinin süresinde kapatılmadığı, 26/02/2011 tarih 6111 Sayılı Yasa kapsamında davacı banka tarafından ihracat taahhütlerinin kapatılmaması nedeniyle toplam 4.200,34 TL bedelin 27/05/2011 tarihinde vergi dairesine ödendiği, takip tarihi itibariyle davacının 4.200,34 TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 8.766,04 TL talep edebileceği, davalılardan ....'nin kefalet limitinin yeterli olduğu, sözleşme kapsamında davacının %44 temerrüt faizi yürütülmesi talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkili şirketlerin böyle bir borcunun bulunmadığını,ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde takibe konu borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, borcun müvekkillerinin kusurundan kaynaklanmadığını, diğer taraftan Bayrampaşa Vergi Dairesine olan söz konusu yükümlülüğün tamamen davacı bankaya ait olup, müvekkili şirkete rücu etmesinin hukuken mümkün olmadığını, takip ve dava konusu borcun kaynağının vergi olup, 213 sayılı Vergi Usulü Kanunu’na göre 1 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğunu, TBK ilgili hükümleri uyarınca alacağın öncelikle müeyyide borçlusundan talebi gerektiğini, asıl borçluya başvurulmadan kefile doğrudan gidilmesinin yeni yasal düzenlemelere göre mümkün olmadığını, bilirkişi raporundaki, asıl alacak tutarı üzerinden (talep gibi) tamamen ödeninceye kadar yıllık %44 oranında temerrüt faizi ve gider vergisinin davalıdan istenebileceği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, TTK ve TBK’nun tacirlerin birbirlerinden isteyebileceği faiz oranına ilişkin düzenlemelerine aykırı olduğunu, dava konusu alacak likit olmayıp, yargılamaya muhtaç olduğundan icra inkar tazminatına karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap