12. Hukuk Dairesi

Davalı vekili ,borç karşılığı verilen bononun ödenmemesi üzerine takip başlatılarak taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, bu süreçte davacının işlerinin kötüye gitmesi üzerine yine bono karşılığında 30.000-TL daha ödediğini, iki bonoda ödenmeyince icra takibi başlatıldığını, davacının 09/05/2016 tarihinde ödeme yaparak 2. dosyayı kapattığını, 50.000-TL borcu ödemediği için icra takibini yenilediğini, borçlu senet karşılığında taşınmazını devrettiğini belirtmişse de 50.000-TL değerindeki senetten iki ay sonra verdiği 30.000-TL senede karşı menfi tespit davası açmadığı 09/05/2016 tarihinde ödeme yaptığı, davacının dava dilekçesinde 30.000-TL bedelli bonodan bahsetmediğini, davacı ile eniştesi tarafından düzenlenen muvazaalı senet için müvekkilinin taşınmazının satışa çıkarıldığını,davacının borcu olan 63.625,77-TL'yi ödediğini, davacının müvekkilini kandırdığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki temel ilişkinin taşınmaz alım satımı olduğu,senetlerin bu temel ilişki olan taşınmaz alım satımı dolayısıyla verildiği, aynı hususta yine taraflar arasında İstanbul 5 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/350 E, 2018/626 Sayılı Kararı ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle verilen görevsizlik kararının İstanbul BAM 18. HD nin 2019/981 E 2019/1001 Sayılı kararı ile taraflar arasındaki temel ilişkinin taşınmaz alım ve satışı olduğundan davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu hususunun kesin olarak kabul edildiği , davalının tüketici olmadığı nazara alındığında, davanın TTK. 4 ve 5. Maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olmadığı,uyuşmazlığında çözümünde asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap