Sanık hakkında 23.08.2013 tarihli şikayet dilekçesi ile müştekilerin zorla senet imzalatma suçunu işlediklerinin sabit hale geldiğini belirterek suç duyurusunda bulunduğu, yapılan soruşturma neticesinde 20.03.2014 tarih ve 2013/115595 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın verildiği, yine sanığın müştekiler aleyhine gümrük kaçakçılığı suçlaması ile 04.12.2009 tarihinde suç duyurusunda bulunduğu ve Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 26.06.2010 tarih ve 2010/5810 soruşturma ve 2010/17473 sayılı kararı ile müştekiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, aynı şekilde vergi kaçakçılığı suçlaması ile vergi dairesine suç ihbarında bulunduğu ve Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 27.12.2012 tarih ve 2010/5674 soruşturma, 2012/20674 sayılı kararı ile müştekiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu şekilde sanığın kötü niyetle hareket ederek müştekiler aleyhine işlemediğini bildiği halde hukuka aykırı fiil isnat ederek haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olduğundan bahisle zincirleme şekilde iftira suçundan cezalandırılmasının talep edildiği anlaşılmakla, bahsi geçen vergi ve gümrük kaçakçılığına ilişkin dosyalar ile yine sanık hakkında müştekilere yönelik iftira suçundan cezalandırılması talebiyle açılan ve İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/342 Esas sayısı üzerinden yürütülen dava dosyaları getirtilip incelenmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/l. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.01.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.