5. Ceza Dairesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanıklardan ... hakkında ikna suretiyle irtikap, ... hakkında ikna suretiyle irtikap ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ...'ya isnat edilen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 251/2. maddesinde düzenlenen denetim görevinin ihmali suçu kapsamında kaldığı, bu suçun ve sanıklar ... ile ...'ya isnat edilen ve 5237 sayılı TCK'nın 250/2. maddesinde düzenlenen ikna suretiyle irtikap suçunun lehe olan kanunda öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla aynı Yasanın 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi oldukları, denetim görevinin ihmali suçu yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan 02/03/2010 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında asli dava zamanaşımı süresinin, ikna suretiyle irtikap suçu yönünden ise son suç tarihi olan 03/06/2004 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, Sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmünün, Dairemizce eylemin basit zimmet suçu kapsamında kalıp, bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulduğu, Ceza Genel Kurulunun 26/01/2016 tarihli ve 620-36, 02/10/2012 tarihli ve 472-1798, 06/12/2011 tarihli ve 197-246, 19/04/2011 tarihli ve 20-59, 17/04/2007 tarihli ve 325-100 sayılı Kararları ile yerleşik uygulamasına göre, uyma kararının, ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasını çözümleyen kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da zımnen geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı da nazara alınmadan, Dairemizin 15/05/2014 tarihli ve 2012/14879 Esas, 2014/4225 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra dönülemez nitelikteki bu kararın gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde beraat hükmü kurulması, Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 10/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın