6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı vekilinin talebi ile soruldu: Davacının 1163 sayılı kanun kapsamında davalı kooperatif ana sözleşmesine göre üyelik hakkının devri suretiyle Çatalca ilçesi sınırlarında bulunan davalı kooperatifin yaptığı dubleks villa tarzı 2 adet bağımsız bölümü iktisap ettiği, devir işlemlerinden sonra natamam şeklindeki 2 adet villayı tüm giderleri tarafından karşılanmak suretiyle imar ettiği taşınmazların çevre düzenlenmesi dahil tüm peyzaj işlerini sonlandırarak oturulacak hale getirdiğini, bu aşamada kooperatif içerisinde yer alan ve diğer üyelere ait villa tarzı taşınmazların bir kısmı oturulabilir hale getirilirken bir kısmının hala natamam vaziyette olduğu davalı kooperatifin 30.06.2016 tarihinde yapmış bulunduğu en son genel kurulda alınan 4 nolu kararda kooperatif üyelerine ait taşınmazların bulunduğu bölgede alt yapı bağlantılarının, elektrik,doğalgaz, içme suyu, atık su, çevre emniyeti, güvenlik ve site içi alt yapı şebeke hatları bakım onarımı hakkında karar alındığı, 8 nolu kararla taşınmazların 2016 yılı sonuna kadar iskanlarının alınması ve bu mahiyetteki iş ve işlemlerin oy birliği ile tespit edildiği, 9 nolu kararla kat irtifak tapularının 2016 yılı sonuna kadar üyelere dağıtılması hususunda oy birliği ile karar alındığı, 11 nolu kararla tüm alt ve üst yapı işlerinin ifası, kat irtifakı tesisi, iskan alınması, aboneliklerin yaptırılması için yönetim kuruluna yetki verildiği, kooperatifin 2016 yılı genel kurulunda alınan bu kararların gereğini yapması için davacı ve diğer üyeler tarafından yönetim kuruluna ricada bulunmalarına rağmen 1 yıllık süre içinde bu imalatların yapılmadığı,kooperatif yönetim kurulu üyelerinin 1163 sayılı kanunun 23.Madde hükmüne aykırı olarak kendi bağımsız bölümlerinin bulunduğu alanlarda yenileme çalışmalarını yaptıkları, hak ve menfaatin paylaşımı noktasında hakkı kötüye kullanmak suretiyle menfaat temin ettiklerini , yine kooperatifler kanununun 62. Maddesine aykırı olarak kendi özel işlerinden doğan masrafları davalı kooperatifin masrafı gibi göstermek suretiyle kooperatif adına kesilmesine meyil ettikleri, davalı yönetim kurulu başkan ve üyelerinin bu kabil tutumları sebebiyle sürekli elektrik kesintilerinden kaynaklı davacı villasında bulunan akvaryumdaki nitelikli balıklar 2-3 defa değiştirilmiş ve her seferinde elektrik kesintilerinden kaynaklı olarak telef olduklarını, aynı şekilde büyük maliyetler ödenerek yaptırılan peyzaj çalışmaları kapsamındaki bahçedeki ağaç,fidan ve çimlerin su kesintisi nedeniyle kuruduklarını bu olumsuzluklar karşısında yaşı itibariyle bundan sonraki ömrünü huzurlu olarak geçirme planı yapan davacının yaşadığı sorunlar nedeniyle manevi olarak da yıprandığını, bu nedenlerle 1163 sayılı yasanın 98 ve 1086 sayılı yasanın 104/2 ve 6762 sayılı yasanın 4,5 maddeleri kapsamında tedbiren davalı kooperatife yönetim kayyumu atanmasına, yapılacak yargılama neticesinde davalı kooperatif yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden azline, davacının uğradığı zararlara karşılık şimdilik 10.000.TL maddi, 50.000.TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...'nun 23.06.2017 muhabere havale tarihli davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle;Davacının davalı kooperatif üyesi olmadığı bu nedenle kooperatifle ilişkisinin bulunmadığı, kooperatifin henüz inşaat halinde olması nedeniyle iskan alınıp oturma izinlerinin henüz olmadığını, yönetim kurulu olarak da bu yönde bir karar almadıklarını ,davacının kooperatif üyesi olmadan üye gibi davranarak huzurdaki davayı açamayacağı ve maddi, manevi tazminat talebinde bulunamayacağından hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'in 18.07.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle:Yönetim kurulunun görevini yapmaması ve sair nedenlerle yönetime kayyum atanması talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, 1163 sayılı kanunun yönetim kurulu üyeliğinin kazanılması ve kaybedilmesine ilişkin toplu ve düzenli bir hüküm olmadığını, sadece kanunun 90.Mad. kapsamında ilgili bakanlıklara kooperatifler ve üst örgütler ile bunların iştiraklerinin yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin görevlerine kanunda belirtilen şartların varlığı halinde tedbir son verebilme yetkisinin verildiğini, bu nedenle azil ve kayyum atanması talebinin hukuki dayanağı bulunmadığından reddi gerektiğini, kooperatifin tensil organı olan yönetim kurulunun zarar sonucunu doğuran kusurlu eylem ve işlemleri bulunmadıkça kooperatifin taraf olduğu sözleşmeden veya haksız fiilden sorumlu olmayacaklarını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun olabilmesi için zarar, hukuka aykırılık, kusur, ve illiyet bağı şartlarının birlikte gerçekleşmesi gereğini, birden fazla kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları halinde bunlardan her birinin kusur durumuna göre ve şahsen zarar kendisine yükletilebildiği ölçüde bu zarardan birlikte müteselsilen sorumlu olunacağını, davacının dava dilekçesinde ise somut zarardan bahsedilmediği gibi bu zararın hangi hukuka aykırı eylemden oluştuğunun ve kusurun ne olduğu yönünde bir açıklamanın yapılmadığını bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar olan ...... Konut Yapı Kooperatifi, ... ve ...'ın davaya karşı cevaplarını dosyaya sunmadığı görülmüştür. Davalılardan ...'ın ise 24.05.2018 tarihli duruşmaya katılarak duruşmada " Ben açılan davayı kabul etmiyorum, davalı kooperatifin yönetim kurulunda üyeyim, davacının davalı kooperatife üyeliği yoktur, davanın reddini talep ederim " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın