11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2019/3781 E. , 2020/1986 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12/06/2019 tarih ve 2019/115-2019/482 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkili şirkete ait boru hatları ve tesislerin davalı ... tarafından düzenlenen Yangın All Risk, Makine Kırılması, 3. Şahıs mali Mesuliyet ve Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçeleri ile teminat altına alındığını, müvekkili şirkete ait Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattına takılan vanadan 02.01.2010 tarihinde hırsızlık nedeniyle çevreye petrol yayılması sebebiyle üçüncü şahısların ve çevrenin zarar gördüğünü, zararın giderilmesi için harcama yapıldığını, davalı kuruma hasar ihbarı yapılması üzerine 930178 nolu hasar dosyası açılmasına rağmen muafiyet hariç 67.537,70 USD’nin ödenmediğini, yine 05.11.2008 tarihinde basınç yükselmesi nedeniyle Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattında patlama ve çevreye petrol yayılması nedeniyle üçüncü şahışların ve çevrenin zarar görmesi üzerine bu zararın bertaraf edilmesi için müvekkilince harcama yapıldığını, davalıya hasar ihbarı yapılmasına ve 834099 nolu hasar dosyası açılmasına rağmen muafiyet hariç 2.053.322,09 USD’nin ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile toplam 2.120.859,79-USD alacağın 3095 sayılı Yasa uyarınca hasar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen davada, 05/11/2008 tarihinde basınç yükselmesi nedeniyle Irak - Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nda meydana gelen patlama ve petrolün çevreye yayılması sebebiyle üçüncü şahıslarda ve çevrede meydana gelen zararın bertaraf edilmesi için müvekkili tarafından harcama kapsamında bu harcama belgelerinin 12/07/2010 tarihli yazı eki ile sigorta şirketine ve ekspere gönderildiğini, yapılan inceleme sonucu muafiyet hariç tazminat tutarının 2.053.322,09-USD olarak belirlendiğini, ancak tamamlanamayan hasar tespit çalışmalarıyla ilgili olarak eksper tarafından ek rapor düzenleneceğinin belirtilmesi nedeniyle asıl davada talep edilen dışında dava konusu hasara ait natamam işlerin (atık bertarafına ait ihale sözleşmesinin yapılması) sonuçlanmasını müteakip 1.053.045,00 USD ek belgeler gönderilmek suretiyle davalıdan talep edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.053.45,00-USD alacağın 3095 sayılı Kanun uyarınca hasar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, 05/11/2008 tarihinde meydana gelen hasar nedeniyle poliçe kapsamında olan 3.909.491,00-USD hasar bedelinin ödendiğini, talep edilen temizleme masraflarının sigorta teminatı kapsamında olmadığını, temizleme masraflarının teminat kapsamına dahil olduğunun düşünülmesi halinde de talep edilebilecek miktarın 390.950,00-USD ile sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, alacağa dayanak patlama ve hırsızlık hadisesinin 05/11/2008 ve 05/01/2010 tarihlerinde davalıya ihbar olunduğu, mal sigortalarında rizikonun gerçekleştiğinin sigortacıya ihbar borcunun doğduğu tarihde alacağın muaccel olduğu, yani rizikonun gerçekleştiğinin sigorta ettiren tarafından sigortacıya ihbarı ile sigorta bedelinin muaccel sayıldığının kabulü gerekeceği, zamanaşımının ise alacağın muaccel olduğu tarihden başlayacağından dava tarihi itibariyle asıl ve birleşen davada dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.