11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2019/4108 E. , 2020/2335 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 19/03/2019 tarih ve 2018/638-2019/239 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhinde Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/440 sayılı dosyasından görülen kamulaştırmasız el atma konulu davada davanın kısmen kabulüne karar verilip, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2006 tarihli kararı ile kararın düzelterek onandığını, hüküm altına alınan bedelin davacı tarafından icra dosyasına ödendiğini, ilama konu olayın davacı ile TEDAŞ arasında akdedilen 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi öncesi dönemde gerçekleştiğini ve sorumluluğun İHDS'nin 7.4 ve 7.6. maddeleri gereğince davalı TEDAŞ'a ait olduğunu, her türlü mali yükümlülüğün de TEDAŞ tarafından karşılanacağını ileri sürerek hak sahiplerine ödenmek zorunda kalınan fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile 22.847.90 TL'nin ödeme tarihinden itibaren uygulanacak olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 04.11.2015 tarihli dilekçesiyle ödenen 231.65 TL temyiz ve tashihi karar harcı yönünden davayı ıslah ettiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının rücu talebine dayanak mahkeme kararının 24.06.2007 tarihli devir sözleşmesi yürürlükte iken verildiğini, davacı tarafın davalının sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, Özelleştirme İdaresi’nin 25.05.2006 tarihli talimatı doğrultusunda dağıtım şirketinin aktifinde yer alan bazı alacaklar ile muhasebe kayıtlarının borç ve alacaklarının TEDAŞ’la ilişkili olanlarının TEDAŞ'a devredildiğini, diğer bilanço kalemlerinin şirketin bilançosunda bırakıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, rücu talebine konu Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/440 sayılı dosyasından, davacı ... (Baykara) tarafından davacı ... ve Genel Müdürlüğü aleyhine kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı dava açıldığı, davanın kabul ile sonuçlandığı, kararın kesinleştiği ve hükmedilen 15.300,00 TL’nin Bakırköy 2. İcra Dairesinin 2006/2358 sayılı dosyasıyla takibe konulduğu, davacının takip konusu alacağı tüm ferileriyle birlikte olmak üzere 22.539,63 TL’yi 15/08/2006 tarihinde ödediği, rücuya konu mahkeme ilamında davacı adına tescil kararı verildiği, davalı adına herhangi bir tescil olmadığı ve celp edilen tapu kaydından davaya konu tapu kaydında herhangi bir işlem yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece daha önce verilen 13.11.2015 tarihli davanın kabulüne ilişkin kararı Dairemiz’in 08.05.2018 tarihli ilamıyla, rücuen alacak istemine konu kamulaştırmasız el atılan yerin tapu kaydı getirtilip kimin adına tescil ya da irtifak hakkı tesis edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davaya konu tapu kaydında herhangi bir işlem yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Küçükçekmece Tapu Müdürlüğü’nden celp edilen kayıtlar incelendiğinde, kaydı gönderilen taşınmaz ile rücuen alacağa konu kamulaştırmasız el atılan taşınmazın gerek halen ve geçmişe dönük sahiplik bilgilerinde ve gerekse yüzölçümü gibi niteliklerinde farklılar bulunduğu anlaşıldığından, kamulaştırmasız el atma davasının görüldüğü Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/440 sayılı dosyasında bulunan tapu kaydından bir örnek eklenmek suretiyle davaya konu yerin güncel tapu kaydının getirtilip, kimin adına tescil yada irtifak hakkı tesis edildiği araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma ilamı yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/03/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta, Küçükcekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/440 E. sayılı dosyasında açılan dava sonucunda, hükmolunan tazminatın davacı BEDAŞ tarafından hak sahibine ödendiği, 24.07.2006 tarihli İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davalıya rücu hakkının bulunduğu iddia edilerek eldeki dava açılmıştır. Küçükçekmece Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 2005/440 esas sayılı dosyasında, davacı Semiha Tuzcuoğlu (Baykara) tarafından davalılar BEDAŞ ve TEİAŞ aleyhine açılan kamulaştırmasız El Atma nedeniyle Tazminat davasında mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen 20.02.2006 gün ve 2006/64 sayılı karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2006/8982 Esas, 2006//10070 Karar sayı ve 03.10.2006 günlü kararı ile "Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 2. bendinin çıkartılarak yerine (dava konusu taşınmazın teknik bilirkişi Sadi Kılınç'ın krokili raporunda gösterilen 153 metre karelik bölümü üzerinde irtifak hakkı tesisi ile davalı BEDAŞ adına tesciline) cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilerek onanmış, yerel mahkeme kararı bu şekilde kesinleşmiştir. Şu halde kamulaştırmasız el atılan taşınmazın, BEDAŞ adına tescili derecattan geçen mahkeme kararı ile kesinlik kazanmıştır. 4721 sayılı TMK 705 maddesinde "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağı, miras, mahkeme kararı, cebriicra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyetin tescilden önce kazanılacağı, ancak bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesinin, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlı bulunduğu" düzenlenmiştir. Açıklanan yasa hükmüne göre, davacı BEDAŞ taşınmasızın mülkiyetini kesinleşen mahkeme kararı ile kazanmış olup, tapu siciline tescil, malik BEDAŞ'ın yapacağı taşınmazla ilgili tasarruf işlemleri yönünden önem arz etmektedir. Davacı BEDAŞ'ın, kesinleşmiş mahkeme kararı ile adına tescil işlemini gerçekleştirebilecekken bunu yapmamış ve kendi yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmasını lehine kullanarak mağduriyet ve zarar iddiasında bulunmasının kabulü mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, Davacının tahsilini istediği dava konusu alacak, davacının mülkiyetine geçen taşınmaz için ödenmiş olup, davacının maliki olduğu taşınmaz bedelini davalıdan talep etmesi haksız zenginleşme oluşturacağı gibi aynı zamanda 24.07.2006 tarihli İ.H.D.S'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri kapsamında da bulunmamaktadır. Davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının onanması gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.