11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2019/4020 E. , 2020/2219 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 13/03/2019 tarih ve 2018/206-2019/92 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı adına tescilli 2006/51784 sayılı "PİAZZA" ibareli markanın tescilli olduğu bazı ürün ve hizmetlerde ciddi biçimde kullanmadığının belirlendiğini, yine davalının “PİAZZA” ibaresini kullanmamasına rağmen 2011/85858 sayılı “piazza Alimünyum Sistemleri” ibareli markayı kötüniyetli biçimde adına tescil ettirdiğini ileri sürerek 2006/51784 sayılı markanın bazı ürün ve sınıflarda kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne ve 2011/85858 sayılı markanın da kötüniyetli tescil olması sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin markasını kullandığını, kötüniyetli bir tescil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; Anayasa mahkemesinin iptal kararı ve tüm dosya kapsamından davalının tescilinin davacının tescilinden önceye dayandığı, 556 sayılı KHK'ya göre kullanmanın korumanın koşulu olmadığı, davacının davalıya ait markanın kullanmama nedeniyle iptali istemiyle açtığı davanın markanın kullanma yüklentisine ilişkin 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi ve beliren Yüksek Yargı içtihatları karşısında artık kabulüne olanak bulunmadığı, davalının yargılama konusu olan ve kötü niyetli tescil gerekçesiyle iptali istenen 2011/85858 sayılı başvurusu yönünden değerlendirildiğinde başvuru markasındaki mal ve hizmetlerin davalının önceki markasındaki mal ve hizmetlerden daha geniş olduğu, ayrıca başvuru markasının görsel olarak da önceki markalardan farklı olduğu, dolayısıyla başvuru markasının önceki markaların tekerrürü olarak değerlendirmenin mümkün olmadığı, marka sahibinin zaman içerisinde yeni bir logo tasarlatarak markasını bir kez daha tescil ettirmesinin yaygın olarak karşılaşılan bir durum olduğu, dolayısıyla kötü niyet nedeniyle hükümsüzlük talebinin de yerinde olmadığı kanaatiyle Anayasa Mahkemesi'nin 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 14.12.2016 tarih, 2016/148 E., 2016/189 Karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi iptal edildiğinden 2006/51784 sayılı markanın iptali talebinin reddine, 2011/85858 sayılı markanın koşulları oluşmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Dava, 2006/51784 sayılı markanın 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi uyarınca kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü ile 2011/85858 sayılı markanın kötüniyetli tescil sebebiyle iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Anayasa Mahkemesinin 556 sayılı KHK’nın 14. maddesini iptal etmesi nedeniyle 2006/51784 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemli davanın dayanağı kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine, yasal şartları oluşmadığı gerekçesiyle 2011/85858 sayılı markanın iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Ancak, davanın esası hakkında dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi ve davanın açıldığı andaki haklılık durumunu tespit ederek yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Mahkemenin 04.05.2016 tarih, 2015/234 E., 2016/131 K. sayılı kararına dayanak bilirkişi raporunda, davalının 2006/51784 sayılı markayı kullanmadığının tespit edildiği anlaşıldığına göre, bu durumda açıklanan ilkelere uygun olarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.