Esas No
E. 2016/16378
Karar No
K. 2020/3683
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

14. Hukuk Dairesi         2016/16378 E.  ,  2020/3683 K.

"İçtihat Metni"14. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 22.12.2015 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, 6555 ada 2 parsel sayılı taşınmazda yer alan 1 daire ve 1 dükkan üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiş, yargılama esnasında dükkan ile ilgili talebinden ise feragat etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile “... ili, ... ilçesi, 2. ... Mahallesi, 6555 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın 120/1632 arsa paylı 1. kat 9 No'lu mesken vasıflı bağımsız bölümündeki paydaşlığın satış yoluyla giderilmesine” karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.

Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.

Somut olaya gelince; davalıya dava dilekçesi tebligatı, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre yapılmış olup davalının kendisi veya vekili oturumlara iştirak edememiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 24.05.2016 tarihli karardan sonra davalı, vekili vasıtasıyla sunduğu 01.09.2016 tarihli temyiz dilekçesinde bu hususu ileri sürerek kendisinin yurt dışında yaşadığını ve yargılama faaliyetinin herhangi bir aşamasından haberdar olmadığını belirtmiştir.

Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı HMK’nin 27. maddesinde de “Hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.

Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; davalıya 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip taraf teşkili sağlanarak savunma ve delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın ve 6100 sayılı HMK'nin 27. maddesi uyarınca hukuki dinlenme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 15.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.