8. Hukuk Dairesi
Davacı vekili dava dilekçesinde, 137 ada 19 numaralı parselin ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, malikin kim olduğunun ve ne zaman öldüğünün belli olmadığını belirterek, tapunun iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili, kanunda öngörülen şartların oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, TMK’nin 713/2. maddesinde açıklanan kayıt malikinin tapu kütüğünden kim olduğunun anlaşılamaması sebebine dayalı olarak açılan tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir. Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nin 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Somut olayda, dava konusu 137 ada 19 parsel sayılı taşınmazda kadastro tespiti 18.11.1961 tarihinde yapılmış ve taşınmaz Teşrinisani 1305 tarihli ve 14 numaralı tapu kaydı ile .....adına kayıtlı iken 1340 yılında ölümü ile karısı Mesude, evlatları Hacer ve Fatma’yı bıraktığı, bunların da 1928 yılında ... oğlu Ahmet’e sattığı, bu tarihten beri Ahmet’in zilyetliğinde olduğu belirtilerek ... oğlu Ahmet adına tespit edilmiştir, askı ilan sonrası itiraz edilmemesi üzerine kadastro tespiti kesinleşmiştir. Tapu kaydı incelendiğinde ise, tam hisse ile ... adına kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; dosya içinde bulunan dava konusu 137 ada 19 parsele ait kadastro tutanağındaki bilgiler, dayanak tapu kaydı, kolluk araştırması ve tanık beyanları dikkate alındığında tapu malikinin kanun anlamında belli tanınan ve bilinen kişi olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın