8. Hukuk Dairesi 2019/6770 E. , 2020/1487 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyım Atanması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı Hazine vekili, 29 parsel sayılı taşınmazın maliklerinin ... oğlu ... mirasçıları olduklarını, yapılan araştırmada maliklerin tanınmadıklarını, ölü veya sağ olduklarının bilinmediğini ileri sürerek taşınmazın hissedarlarına 3561 Sayılı Kanun uyarınca kayyım atanmasını istemiştir.
Mahkemece ilk hükümle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Daire'nin 20.11.2018 tarihli ve 2018/12975 Esas 2018/18879 Karar sayılı kararı ile, Mahkemece, davacı Hazine tarafından başvurma harcı ile maktu peşin harç ödenmediği halde davaya devam edilip esas hakkında karar verilmesinin yanlış olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra yeniden yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmaz malikinin ve mirasçılarının kimlik bilgilerinin açık olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3561 Sayılı Kanun'a dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın tapu kayıtları incelendiğinde,... oğlu ... Mirasçıları adına kayıtlı olduğu, yine taşınmaza dayanak kadastro tutanaklarının incelenmesinde, ... oğlu ...'nin 1960 yılında öldüğünün belirtildiği, kayıt malikinin mirasçıları olduğunu iddia eden kişilerin dosyaya sundukları veraset ilamlarının incelenmesinde ise, ... oğlu ... (...)'nin yapılan tüm araştırmalara rağmen nüfus kayıtlarına ve ölüm tarihine ulaşılamadığı, tanık beyanlarına göre 1963 yılında öldüğünün belirtilerek mirasçılarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; tüm dosya içeriği ve toplanan delillere göre davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmayla, tapu maliki ile malikin mirasçıları olduğu ileri sürülen kişilerin murislerinin, başka bir anlatımla veraset ilamı dosyaya sunulan kişinin aynı kişi olup-olmadığı duraksamaya yer vermeksizin belirlenememiştir. Şöyle ki, malikin nüfus kayıtlarına ulaşılmadığı gibi ölüm tarihi konusunda da tereddütler oluşmuştur. Kayyım atanması istemine ait davalar kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemeler hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın gerekli araştırmayı yaparak karar vermek durumundadır. O halde, tapu maliki ile veraset ilamındaki kişinin aynı kişi olduğu her türlü teredütten uzak bir biçimde tespit edilemediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.