(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2017/3469 E. , 2020/5544 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların muris ...'nın, 07 Ekim 2003 tarihli ve 14 Ekim 2003 tarihli noterden Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmeleri ile ... İli, Beyoğlu İlçesi, Hacıhüsrev Mah. 228 pafta, 1644 ada, 14 parsel ve ... İli, Beyoğlu İlçesi, Hacıhüsrev Mah., 229 pafta, 1643 ada, 31 parselde kayıtlı taşınmazlarda bulunan murisi İsmail Tahir Kavala'dan intikal edecek hisselerin, kendisine satışını vaad ettiğini, işbu sözleşmenin hukuka uygun ve şekil açısından da geçerli bir sözleşme olduğunu ve satış bedeli olan 10.000,000,000 (on milyar) TL davalıların murisine nakden ödendiğini, müvekkiline satış vaad edilen hisselerin bulunduğu 1643 ada, 31 parselin daha sonra yapılan itiraz işlemi ile 1643 ada, 60,61,62,63,64,65,66 parsel olduğunu, diğer parselin 1644 ada, 14 parselde ifraz işlemi yapılmadığını, tapu kaydının aynı kaldığını, muris ...'nın, 18.12.2007 tarihinde vefat ettiğini belirterek kök muris İsmail Tahir Kavala'dan davalıların murisi ...'ya intikal edecek 1643 ada 63,64,65,66 parsel ve 1644 ada 14 parseldeki hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile bu hisselerin kendisi adına tapuya kayıt ve tesciline, bu talebin kabul görmemesi halinde dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değerinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, bir kısım davalıların ...'nın mirasçısı olmaması nedeni ile bu kişiler için husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu parsellerin üçüncü kişiye tapudan devredildiğini, terditli talebin yerinde olmadığını, İmar Kanunu 18/son maddesine göre imar planı olmayan yerlerde satış vaadi sözleşmesinin yapılamayacağını bu nedenle davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davasının reddine, davacının alacak istemine ilişkin davasının kısmen kabulü ile; 78.427,58 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan miras hisseleri oranında tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca (davalı ... ve davalı ... Ağaoğlu hariç) temyiz edilmiştir.
1.Davacının temyizi yönünden; davacı, davalıların murisi ile aralarında yaptıkları iki adet taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre murisin vefatı nedeni ile davalılara intikal eden 1643 ada 63,64,65,66 parsel ve 1644 ada, 14 parseldeki hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile kendi adına tescilini terdiden dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değerinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebi ile eldeki davayı açmış olup, yargılama aşamasında, 1643 ada 65 parseldeki talebinden vazgeçtiğini, ayrıca ... mirasçılarının (..., ..., ..., ..., ...) ve ..., ...'nın ... Kavalanın mirasçısı olmadığının anlaşılması üzerine bu kişiler hakkındaki talebinden de vazgeçtiğini bildirmiştir. Davalılar verdikleri dilekçeler ile genel olarak bir kısım davalılar yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, yapılan sözleşmenin İmar Kanunu'nun 18/son maddesine aykırı olduğunu, terditli talebin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, İmar Kanunun madde 18/son. maddesinde "...imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla, ... satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz." hükmünün bulunduğu, davacı tarafın dayandığı satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle de; dava tarihi ve keşif tarihi itibariyla da; dava konusu yerde imar uygulaması yapılmadığının anlaşıldığını, bu nedenle taraflar arasında yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı bulunmaması nedeni ile sözleşme gereği tapu iptali ve tescil istemi yerinde görülmeyen davacının, sözleşme gereği ödenen bedelin güncellenerek iadesini isteyebileceği gerekçesi ile tapu iptal ve tescil talebine ilişkin davanın reddine, davacının alacak istemine ilişkin davasının ise sözleşmede ödenen bedelin güncel değeri olan 78.427,58 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan miras hisseleri oranında tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş ise de; İmar Kanunu 18. maddesinin ilgili fıkrasında "Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz." hükmüne göre, veraset yolu ile intikal eden taşınmazlara ilişkin sözleşmeler, işbu maddede "hariç" denilerek hükmün istisnası niteliğinde tutulmuştur. Bu durumda mahkemece, davaya konu taşınmazlarda muris ...'ya isabet eden hisselerin, elden çıkma yani 3. kişiye tapu devrinin yapıldığı ve ifanın imkansız hale geldiği tarihin belirlenerek, taşınmazların bu tarihteki rayiç değerine hükmedilmesi gerekirken, sözleşme bedelinin güncel değerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2.Davalı ..., katılma yolu ile temyiz dilekçesi sunmuş olup davacının temyiz dilekçesinin ...'ya tebliği tarihi 29/06/2016 olup davalının kararı katılma yoluyla 13/07/2016 tarihinde harç yatırmak suretiyle temyiz ettiği anlaşılmaktadır. . HUMK.'nun 433/II maddesi uyarınca katılma yolu ile temyiz talebinde bulunan tarafın 10 günlük süre içinde temyiz dilekçesini vermesi zorunlu olup, davacının yasal 10 günlük süre geçtikten sonra katılma yoluyla kararı temyiz ettiği anlaşılmakla davalı ...'nın temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
3.Diğer davalıların temyizi yönünden; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
4.Muris ...'nın 05/05/2008 tarihli veraset ilamı incelendiğinde; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli davalıların ...'nın mirasçısı olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davacının yargılama aşamasında verdiği dilekçe ile de bu kişilere yönelik talebinden vazgeçtiğini beyan etmiştir. Bu nedenle mirasçı olmayan yukarıda isimleri yazılı davalılar yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.