8. Hukuk Dairesi
Davacı vekili, vekil edeninin kayden paydaşı olduğu 181 ada 51 parsel sayılı taşınmazı davalının uzun bir süreden beri değirmen kurmak ve işletmek sureti ile kullandığını belirterek, dava konusu taşınmaza davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine ve dava tarihinden geriye doğru hesaplanacak olan 10 yıllık ecrimisil tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazın tapuda davacı adına kayıtlı olmasına rağmen aslında davalı ve kardeşleri adına alındığını, söz konusu yerin işletmesini oğlu ...'in yaptığını, ecrimisil tazminatında 5 yıllık zamanaşımı süresinin olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taraflar arasında daha önceden kurulmuş adi ortaklığın bulunduğu işletilen değirmenin başlangıçtan itibaren tarafların birlikte rızası ile faaliyetlerine devam ettiği ve herhangi bir hukuksuz elatma olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. 1.Davacı vekilinin ecrimisil talebinin reddine ilişkin temyiz isteklerinin incelenmesinde, Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davalının dava konusu yeri kullanmasının aradan geçen süre gözönüne alındığında rızaya dayalı olmasına, bu nedenle de davalının kötüniyetinden bahsedilemeyeceğine göre, davacı vekilinin ecrimisil talebinin reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin elatmanın önlenmesi talebinin reddine ilişkin temyiz isteklerinin incelenmesinde; Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 181 ada 51 parsel sayılı taşınmazın dörtte bir hissesinin davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. Somut olaya gelince; dosyaya yansıyan belge ve beyanlardan, çekişme konusu taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, davalının taşınmazı muvafakata dayalı olarak tasarruf ettiği dosya kapsamı ile sabittir. Ancak, dava açılmış olmakla muvafakatin geri alındığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca, davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle, dava konusu taşınmaza davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın