11. Hukuk Dairesi
KARŞIOY Dava, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde, davacının eşi (üçüncü kişi) yararına koşulan şartın yerine getirilmemesine dayalı olarak yine aynı sözleşmede öngörülen cezai şart ve ifa bedelinin tahsili isteminden ibarettir. Mahkemece, mezkur sözleşmede öngörülen davacının eşinin taşınmazı üzerinde bulunan ve tarafların ortağı oldukları şirket lehine bankaca kullandırılan kredinin teminatı olarak tesis edilmiş ipoteğin kaldırılması taahhütlerini davalıların yerine getirmedikleri, ipoteğin fekki için gereken meblağın 463.000 TL olduğu, ipoteğin kaldırılması için gereken meblağın cezai şart olarak öngörüldüğü, kredi borcunun davadışı Liva Ltd. Şti. tarafından ödenip banka alacağının anılan şirkete temlik edildiği, bu suretle ipotek kaldırıldığı için ifa bedeline ilişkin talebin konusuz kaldığı ve fakat cezai şart tahsil isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar tarafından temyizi üzerine Dairemizce verilen 17.9.2018 tarihli karar ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, davacının karar düzeltme isteminin ise çoğunluk görüşü doğrultusunda reddine karar verilmiştir. Dairemizin bozma kararında, öncelikle, TBK’nın 129. maddesinden ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 22. maddesinde öngörülen ipoteğin fekkine ilişkin sözleşmenin tam üçüncü kişi yararına sözleşme olduğundan bahisle, davacının aktif husumet ehliyeti olup olmadığı değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasının yerinde olmadığına işaret edilmektedir. Kuşkusuz, sözleşmede öngörülen ve tarafların ortağı oldukları şirketin kredi borcunun teminatı olarak tesis edilen üçüncü kişi ipoteğinin fekkinin davalılar tarafından taahhüt edilmesi, üçüncü kişi yararına taahhüdü içermektedir. Davalıların söz konusu taahhüdü, sözleşmede öngörülen tarih itibariyle yerine getirmedikleri ve temerrüde düştükleri açıktır. Bu durumda, davacının, mezkur ipoteğin terkini için davalılar aleyhine TBK’nın 129/1. maddesinde öngörüldüğü biçimde “üçüncü kişi yararına icbar” isteminde bulunması mümkün ise de, dava dilekçesinde ifa için gereken bedelin tahsili istenmiş olmakla bu yönde bir talep bulunmadığının kabulü gerekir. Ancak, üçüncü kişi yararına taahhüdün yerine getirilmemesi halinde öngörülen cezai şart, kanımca, sözleşmenin 22. maddesinde “…aksi halde” ifadesi kullanılmış olması da gözetildiğinde, TBK’nın 179/1. maddesinde öngörülen ifa yerine cezai şart niteliğindedir. Öte yandan, mezkur cezai şartın, üçüncü kişi yararına bir koşul olarak öngörülmediği, somut olayın özellikleri de gözetildiğinde, üçüncü kişi yararına sözleşmeye konulan ipoteğin fekki yolundaki taahhüdün yerine getirilmesi bakımından davalıları zorlayıcı ve fakat bu borcun yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin tarafı olan davacı yararına sözleşmeye dercedildiği kanısındayız. Bu bakımdan, davacının cezai şarta ilişkin talebi bakımından taraf sıfatının mevcut olduğu ve bu yoldaki talebinin haklı nedenlere dayandığı düşüncesinde olduğumuzdan Daire çoğunluğunun karar düzeltme isteminin tümüyle reddi yolundaki kanaatine iştirak etmiyoruz.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın