13. Hukuk Dairesi
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, sözleşmenin usulsüz feshedildiği iddiasıyla açılan kısmi alacak davasıdır.Mahkemece, yukarıdaki gerekçeyle davacının davasının REDDİNE karar verilmiş ve karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacının mahkemenin kabulüne ve sözleşmede fesih ihtarnamesinin ne zaman hüküm ifade edeceği hususunda hüküm bulunmadığına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, Davacı, taraflar arasında imzalanan 01/10/2012 tarihli kimyevi deterjan ve ev bakım ürünleri bölümü ticari işbirliği sözleşmesi kapsamında davalıya ait ürünlerin dağıtım ve pazarlama işlerini yaptığını, sözleşmenin bir yıl süreli olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından 29/08/2013 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, bu feshin usulüne uygun fesih olmadığını, feshin geçersiz olduğunu, sözleşmenin feshinden kaynaklı kar kaybına uğradığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin 01/10/2013 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili ise, müvekkilinin davacıyla olan sözleşmesini hukuka uygun olarak sözleşmenin 14.3 maddesi uyarınca feshettiğini, davacının sözleşmeden doğan borçlarını gereği gibi yerine getirmediğini, müşterilere karşı olan tavırlarının müşteri kaybına dolayısıyla zarara yol açtığını, davacının mahrum kalınan kar başlığı altında talep ettiği tazminatın, soyut, sözleşme koşullarına ve gerçeklere aykırı kalemlerden ibaret ve fahiş olduğunu belirterek, haksız olarak açılan davanın reddini talep etmiştir.Uyuşmazlık; sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, fesih hakkının dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığı ve fesih süresinin hangi tarihten başlayacağı noktasında toplanmaktadır.Taraflar arasında akdedilen ... TİCARİ İŞ BİRLİĞİ SÖZLEŞMESİ başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin “Sözleşme Süresi ve Feshi” başlıklı 14/1maddesinde; " Bu anlaşma 01/10/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek ve 1 (bir) yıl boyunca geçerli kalacaktır. Bu dönemin sonunda, anlaşmanın taraflarından biri 1 (bir) ay önceden yazılı bildirimde bulunarak anlaşmayı feshetmediği müddetçe, anlaşma birer yıllık dönemlerle otomatik olarak uzayacaktır. Ancak bu otomatik uzama dönemi toplamda 3 (3) yılı geçmeyecektir,'' hükmü düzenlenmiştir. Sözleşmenin 14/3 maddesinde;'' İşbu sözleşme taraflarca herhangi bir neden belirtmeksizin noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektup ile 1 (bir) ay önceden fesih bildirimi gönderilerek gerekçesiz ve tazminatsız olarak sona erdirilecektir,'' hükmü düzenlenmiştir.Davalı şirket, Üsküdar ... Noterliğince tanzim, 29/08/2013 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile "1- Sözleşmenin 14.1 'inci ve 14.3'üncü maddeleri uyarınca, sözleşme, bir (1) ay öncesinden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla gerekçesiz ve tazminatsız olarak feshedilebilir. 2-Sözleşmenin, yukarıda belirtilen ilgili hükümleri uyarınca, iş bu fesih bildirimi ile feshedildiğini; yenilenmeyeceğini ve 01/10/2013 tarihi itibariyle sona ereceğini; işbu bildirimin tebliğinden sonra sözleşmenin sona erme tarihi olan 01/10/2013 tarihine dek taraflar arasında vaki olabilecek ticari ilişkinin, sözleşmenin bu tarihten sonra yenilendiği şeklinde yorumlanamayacağını saygılarımızla bildiririz,'' şeklinde davacı muhataba ihtarname çekildiği ve ihtarnamenin davacı muhataba 04/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği tebliğ şerhinden anlaşılmıştır. Taraflar arasında sürekli borç doğuran bir sözleşme akdedilmiştir. Sürekli borç ilişkileri doğuran sözleşmeleri kendiliğinden sona erebileceği gibi bir hukuki işlemle de sona erdirilebilir. Tek taraflı bir hukuki işlemle son erdirilmesi fesih olarak adlandırılır. Fesih beyanının muhataba ulaşması ile sürekli borç ilişkisi sona erer. Davacı dava dilekçesinde, sözleşmenin 14.1 maddesindeki 1 aylık bildirim süresine uyulmadığını, ihtarnamenin 04/09/2013 tarihinde tebliğ edildiğini oysaki sözleşmenin sona ereceği tarih 01/10/2013 tarihinden 1 ay öncesi olan 01/09/2013 tarihinde ve öncesinde taraflarına tebliğ edilmiş fesih iradesinin olmadığını ve sözleşmenin 1 yıl süre ile yenilendiğini iddia etmiştir. Davalı cevap dilekçesi ile feshin sözleşmenin 14.3 maddesine göre yapıldığını belirtmiştir. Sözleşmenin 14/3 maddesinde;'' İşbu sözleşme taraflarca herhangi bir neden belirtmeksizin noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektup ile 1 (bir) ay önceden fesih bildirimi gönderilerek gerekçesiz ve tazminatsız olarak sona erdirilecektir,'' hükmü düzenlenmiştir. Sözleşme ile taraflara, tarafların 1 (bir) ay önceden bildirimde bulunma şartıyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi fesih hakkı tanınmıştır. Davalı şirketin keşide ettiği ihtarnamenin davacı muhataba 04/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği ve davalının olağan fesih hakkını kullanırken sözleşmedeki sürelere riayet etmediği ve 01/10/2013 tarihinden 1 ay öncesi olan 01/09/2013 tarihinde ve öncesinde davacı tarafa tebliğ edilmiş fesih ihtarının olmadığı ve 1 aylık sürenin tebliğden itibaren itibaren 04/09/2013 tarihinde başlayacağı ve ihtarnamede belirtilen sözleşmenin sona ereceği tarih olan 01/10/2013 tarihine kadar 1 aylık bildirim süresinin dolmadığı ve buna göre feshin süresinde olmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince tarafların delilleri toplanıp tarafların ticari defterleride bilirkişiler marifetiyle inceletilip uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmayıp davacının istinaf sebebi yerinde görülmüştür. 6100 sayılı HMK’ nin 353/1-a6 maddesinde, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır. Tarafların davada ileri sürdükleri iddia ve savunmalarının bir kısmının hiç bir şekilde değerlendirilmemiş olması halide HMK' nın 353/1-a6 maddesi kapsamında değerlendirilmelidir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli ve esasa etkili olan delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun HMK' nın 353/1-a6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın