8. Hukuk Dairesi
Davacı üçüncü kişi vekili; 16.08.2016 tarihli borçlu şirket ile müvekkili şirket arasında düzenlenmiş taşeronluk sözleşmesine göre işin yapılması için gerekli malzemenin üçüncü kişi tarafından temin edileceğinin kararlaştırıldığını, mahcuzları 17.08.2016 tarihinde dava dışı ... ... Şti.nden satın aldığını, haczedilen malların üçüncü kişiye ait olduğunu açıklayarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili;borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında iş ortaklığı olduğunu, üçüncü kişinin aleyhine olan karinenin aksini ispatlaması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, borçlu şirket ile üçüncü kişi arasında alt işveren sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket ile borçlu şirket ortaklarının farklı olduğu, davacı şirkete ait olduğu iddia edilen sac rulolarına ilişkin faturaların davacının ticari defterlerinde usulüne uygun biçimde kayıtlı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 22.1.2019 tarihli ve 2018/1577 Esas, 2019/ 32 Karar sayılı kararı ile; haczin yapıldığı yerde borçlu şirkete ait tabelanın bulunduğu, şantiye şefi olarak görev yaptığı anlaşılan ... isimli şahsın da mevcut yerin borçlu şirkete ait olduğunu açıklamış olması karşısında mülkiyet karinesinin borçlu/alacaklı lehine olup, ispat yükünün üçüncü kişi üzerinde bulunduğunun kabulü gerektiği,davacı üçüncü kişinin delil olarak dayandığı adi yazılı sözleşmenin her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu, bilirkişi incelemesinde de faturaların defterlere kaydedildiği belirlenmesine rağmen defterin kapanış tasdikinin bulunmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir.Davacı üçüncü kişi şirket ve borçlu şirketin defter ve kayıtları üzerinde yeniden inceleme yapılarak borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında taşeronluk ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise taraflar arasındaki taşeronluk sözleşme hükümleri kapsamında malzeme ve hak edişlere ilişkin düzenlemeler, varsa şantiyeye ilişkin düzenlenen iş yeri teslim tutanakları ve hak ediş raporlarının getirtilmesi borçlu ile üçüncü kişi arasında yapıldığı ileri sürülen 16.8.2016 tarihli sözleşme kapsamında, davaya konu mahcuzun kullanıldığı inşaat sahasının ne kadarının tamamlandığı, borçlu şirketin inşaat alanında faaliyetine devam edip etmediği, ayrıca üçüncü kişi tarafından dava konusu malzemeye ilişkin olduğu iddia edilen fatura bedellerinin ödenip ödemediğinin tespiti, bu ödemenin ticari defter kayıtlarında yer alıp almadığının saptanması, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki taşeronluk sözleşmesinin ve sözleşmenin sona ermesine ilişkin devir bedeli ödemesi veya tasfiye hak ediş raporu bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise faturaları getirilerek temin ve hak ediş tarihlerinin ayrı ayrı denetlenmesi, hak edişlerin inşaat kapsamındaki puantaj yüzdesi, teslim, geçici kabul ve hak ediş durumları her bir mahcuz için tespit edilmesi, hak edişlerin mahcuzlar ile uyumlu olup olmadığı hususunun da netleştirilmesi için aralarında inşaatçı bilirkişi ile maliye/muhasebeci bilirkişinin olduğu uzman bilirkişi kurulu raporu düzenlettirilmesi, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın