8. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ile davacı üçüncü kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, 23.06.2014 tarihinde müvekkiline ait adreste haciz yapıldığını, borçlu şirketin adresle ilgisinin bulunmadığını iddia ederek haciz işleminin iptaline, hacizlerin fekkine, hacze konu menkullerin satış ve muhafaza işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, alacaklı vekilinin her türlü hukuki ve cezai sorumluğunu kabul ettiği haciz işleminde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine dosya üzerinden karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 02.10.2017 tarihli ve 2017/13811 Esas 2017/11962 Karar sayılı ilamı ile borçlu davaya dahil edilerek takip miktarı veya mahcuzun değerinden hangisi az ise, o değer üzerinden nispi harç alınmak suretiyle noksan harç tamamlattırılarak tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenmesi gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, dosya 2018/98 Esasına kaydedilerek Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte davalı alacaklı tarafından aynı Mahkemede aynı hacze ilişkin olan 2014/854 Esas sayılı dava ile bir başka üçüncü kişi şirket ... A.Ş. tarafından aynı Mahkemede aynı hacze ilişkin olarak açılan 2014/776 Esas sayılı davalar birleştirilerek yargılama yapılmış ve karar aşamasında tefrik edilmeksizin her iki dava hakkında ayrı ayrı karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinden geçerek kararların kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrası alacaklı tarafından açılan dava 2018/1265 Esasına kaydedilmiş, ... A.Ş. tarafından açılan dava ise 2018/1237 Esasa kaydedilerek bağlantı bulunduğu gerekçesiyle asıl dava ile birleştirilerek yapılan yargılama sonunda İİK'nin 97. maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehine değerlendirilmiş, ispat yükü altında olan alacaklının sunduğu delillerin ise karinenin aksini ispatı için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili ve katılma yoluyla davacı üçüncü kişi ... Yapı A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3/2 maddesinde “Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” düzenlemesine yer verilmiş iken 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile bu hüküm "12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3'üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan" ibaresi "verilen" şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemesine gönderilmez:” şeklinde değiştirilmiştir. 20.07.2016 tarihinden önce bir dosyada verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulmuşsa, o karar Yargıtayca bozulmuş olsa dahi bundan sonra verilecek kararlarla (bozmadan geçmiş dosyalarla ilgili verilecek kararlar) ilgili olarak da başvurulması gereken kanun yolu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun istinafla ilgili değişikliklerinin yapılmadan önceki hâline ilişkin düzenlemeler gereği temyiz ve koşulları varsa karar düzeltme yoludur. İstinaf yolu söz konusu olmayacaktır. Burada sonradan verilen kararın 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olmasının önemi yoktur. Daha açık anlatım ile daha önce Yargıtay incelemesinden geçen bir dosyada verilen kararın istinaf edilmesi mümkün değildir. 20.07.2016 tarihinden sonra verilen karar ile ilgili olarak öncesinde bir temyiz incelemesi yapılmamışsa, bu tarihten sonra verilen kararlara karşı başvurulması gereken kanun yolu istinaf yolu olacaktır. Bu bilgiler ışığında; asıl dosya ile birleştirme kararı verilen 2018/1237 Esas ve 2018/1265 Esas sayılı dosyalarda ilk kez 20.07.2016 tarihinden sonra karar verilmiş ve istinaf incelemesi sonucu kararların kaldırılmasına karar verildikten sonra, tekrar esasa kaydedilerek Dairemizce bozulmasına karar verilen asıl dava dosyası ile birleştirilmiş ise de, birleştirilen dosyalar ilk karar tarihleri itibariyle istinaf kanun yoluna tabi olup, asıl dava dosyası daha önce Yargıtay incelemesinden geçmiş olması nedeniyle temyiz incelemesine tabidir. Hal böyle olunca, Mahkemece Dairemiz bozma ilamına konu edilen 2018/98 Esas sayılı dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, farklı kanun yoluna tabi dosyalarla birleştirilerek karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın